“TRAVMA”

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
06.07.2018

Son zamanlarda toplumsal vicdanımız durdurulamayan bir kanamanın tam merkezinde ! Bir yanda minicik, mini minnacık bir köpeğin dört bacağını birden acımasızca kesen bir zihniyet, öteki tarafta da dünyaya gözlerini henüz çok yeni açmış belki de birkaç haftalık olarak bacağı kesilen küçücük bir yavrunun korkuyla, şaşkınlıkla, esefle, kanayan vicdanlarımızda bizi bize bırakan ‘’nasıl insanlarız ki biz”i yeniden sorgulatan ciğerleri dağlatan bir çift bakışla tüm toplumsal benliğimizin utanılacak bir yanı kalmadığını anlatan ve çırılçıplak, çaresiz, içten içe alev topu gibi harlayan o benliklerimizle mahvolmuş bir masumun henüz kötü nedir bilmeden, acıyı algılardan önce hissetmişken dünyanın nasıl bir yer olduğunu bile sorgulayamayacak küçüklükteki o bir çift gözün “Ne yaptınız bana ?” der gibi olan o bakışları bir ömür boyu gözümüzün önünden, ciğerimizin bir köşesinden, kalbimizin en kırık yerinden hiç gitmeyecek ve orada da kendine hep yer edinecek maalesef… İnsanlığımızdan utanmamızı sağlayan bu travmatik durumu yaşatanlar maalesef hala aramızda dolaşırken ve bu olayın etkisi henüz zihinlerimizde tazeliğini korurken art arda ufak kız çocuklarına yaşatılan tecavüz, açlık gibi neticelerin sonucunda ölümle sonuçlanan korku film senaristlerinin bile aklına gelmeyecek vahşiliklerle yeniden irkildik tekrardan kahrolduk…
Çok uzak olmayan geçmişlerde ellerimizi, kalplerimizi tüm masumiyetimizle de sevgilerimizi yasladığımız o güzel, pak, cici, öpüp koklanası çocukları içgüdüsel bir yaklaşımla ve hangi yüzle sevebileceğiz ki artık ? Anneler çocuklarına hiç tanımadığınız birini görünce bağırmayı tembihleyecek ve yabancıların o çocuklara uzak kalması için elinden geleni yapacak belli ki haklı olarak. Tanımadığımız bir mahallenin daha önce hiç denk gelinmemiş o masum çocuklarını hangi yüzle seveceğiz peki bundan sonra ? Büyüklerine hep kuşku ve şüpheyle yaklaşan o çocuklara güven duygusunu nasıl aşılayacağız ? İnsanlar önce konu komşusunu tanımamaya selam vermemeye başladı şimdi de çocuklarını uzaklaştırıyorlar ‘tu-kaka’ yapılası o büyüklerden yavaş yavaş… Güvensiz ve sevgisiz bir toplum olup çıkma yolunda emin adımlarla yürüyoruz demenin büyük ayak sesleriyle irkiliyor, bunun da acizliğine hazırlanıyoruz elimizden de pek bişey gelmeyerek bu aralar. Yazık bize, yazık insanlığımıza, yazık yarınlarımıza ve yarının gençlerinin güvensiz bir birey olarak yaşayıp gitmelerine sebep olanlara… Peki sevgimizi kime, nasıl ve hangi şekilde göstereceğiz artık ? Derdimizin aslında ne kadar saf vicdansal ve insanca olmasını hangi samimi hislerle sınıflandırıp nasıl ve kime anlatacağız bundan sonra ? Gülen bir çift gözle yüzümüze bakan o çocuklara ‘korkma güvendesin’ diyerek kirlenmiş ellerimizi büyük şevkatiyle buluşturarak nasıl sunacağız ?
Korkak, asosyal, şüpheci, yalnız, mutsuz, bir toplumu kötüler dizayn ederken bizler vicdanımızı ve insanlığımızı kaybetmemeliyiz inatla. Bu işin başka da bir dönüşü yok…

0