ALTIN 219,2784
DOLAR 5,3243
EURO 6,0497
BITCOIN 18,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

MİNSK

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
26.12.2018

Önceki köşe yazımızda Kiev’den bahsetmiştim. Bu makalede de forumlarda adından çokça söz edilmeyen bir ülke olan Belarus (Beyaz Rusya) ve Minsk’i anlatacağım. İnternette araştırıldığında bu ülke ve başkenti hakkında doyurucu ve sağlıklı bir bilgiye maalesef ulaşamıyorsunuz. Sanırım burada yazacaklarım sosyal medya üzerinde Minsk ve Belarus hakkında yazılmış en detaylı yazılardan birisi olma özelliğini de taşıyor olacaktır. Ne kadar araştırdıysak da ülkeye giriş için sağlık sigortası yaptırmanın şart olduğu ve nerede yaptırmamız gerektiğinin bilgisine bile ulaşamadık varın gerisini siz düşünün ! Elbette ki gidilip görülmeden gerekli bilgiye sahip olunamıyor ama Ukrayna kadar anlatılan öneri ve tavsiyelerin onda biri maalesef bu ülke için anlatılmamış. Ukrayna’ya yeni kimlikler ile giriş yapılabiliyorken Belarus’a pasaport olmadan giriş izni verilmiyor vize ise aranmıyor. Para birimi olarak Ruble’yi kullanıyorlar. 1 ruble bu günkü kur ile 2.5 tl ye tekabül ediyor. Yani paraları bizim paramızdan iki buçuk kat daha değerli ama bu gözününüzü sakın korkutmasın. Ukrayna’ya göre daha pahalı bir ülke olmasına karşın hayat pahalılığı konusunda neredeyse bizimle eşdeğerler. Et ve içecek fiyatları Ukrayna ile çok yakın olmasına rağmen diğer herşey Ukrayna’nın biraz üzerinde ve ekonomik olarak bizim standartlarımıza yakın. İzmir’den Minsk’e direkt uçuş olmadığını tahmin ediyorum zaten olsa da bu pek ekonomik olmayacaktır. Ukrayna üzerinden bu ülkeye geçmek akıllıca bir tercih olur. Yurtdışına en uygun fiyatlı ve aktarmasız direkt gidilen yerlerden olduğu için Kiev üzerinden otobüs ya da tren ile Minsk’e ulaşmak mantıklı olacaktır. Sınırda aktarma yapılacağı ve yolculuğun 18 saati aşacağından ötürü biz tren yolculuğunu tercih etmedik. Otobüs tercihimizi de ‘Busradar.com’ adlı internet sitesinden araştırarak günaşırı çok sayıda hareket saati bulunan (Kiev den Minsk’e) sefer bulabildik. Size en uygun zamanı en ekonomik tercihle yine bu site üzerinden yaparak planınızı rahatlıkla uygulayabilirsiniz. Ecolines, Minsktrans gibi firmaların arasından saat, süre ve fiyat olarak kendinize en uygununu seçebilirsiniz. (Kişi başı 15 Euro). Akşam üzeri binip sabah orada olacak şekilde bir tercih yapmanızı öneriyorum. Bir kaç saat şehri keşfedip öğlen de kiraladığınız eve geçebilirsiniz. Biz, Kiev Özgürlük Meydanında fazla oyalanıp 4-5 km uzaklıktaki otogara taksi ile son dakika yetişmek zorunda kalarak bunun bedelini 10 dolar ile ödedik 🙂 Normalde uber ile gitseydik 100 grivna (20 TL) gibi bir ücret ödeyecektik. Taksici abimiz de Türk olduğumuzu öğrenince aracında bulunan tableti çıkartarak geçen sene yazın eşiyle yaptığı Fethiye ve Marmaris tatilini izletirdi yolculuk boyunca ve otobümüzün kalkmasına 5 dakika kala da bizi garaja yetiştirdi. Eski ve küçük olan otobüs terminalleri sanki 70 li yıllardan kalma gibi ve oldukça bakımsız bir vaziyette. Otobüsler konforlu olmasa da orta halli ve idare eder. İkram yok ya da biz denk gelmedik. Kiev’in kuzeyinden ilerleyerek geceyarısı 01:00 gibi sınırda Ukrayna polisi pasaport kontrolü için otobüsü durduruyor ve ön kontrol yapıyor. Otobüs biraz daha ilerledikten sonra ikinci istasyonda tekrar durdurulup aşağıya indiriliyorsunuz ve bu sefer de Ukrayna’dan çıkış işlemleri için pasaportlarınıza damga vuruluyor. Bu işlemlerin toplamında yaklaşık yarım saat kırk beş dakika zaman kaybediyorsunuz. Sınır kapılarında gerek kalmadıkça tuvaletleri sakın kullanmayın ! Hayatım boyunca bu kadar kötü, bakımsız, içler acısı pisikte bir vc ye daha rastlamadım. Varıp lütfedip elinizi yıkayacağınız bir çeşme bile koymamışlar ! Hele kazara büyük tuvaletiniz geldiyse hiç şansınız kalmıyor haliyle. Otobüsle sınırı geçeceklerin aklında bulunsun. Hareketten önce hafif şeyler tüketin ki varana kadar sıkıntı yaşamayın. Tekrar otobüse bindikten bir kaç dakika sonra bu sefer de Belarus polisi sizi durduruyor. Yeniden otobüste gerçekleştirilen pasaport kontrolünden sonra ikinci istasyonda bir daha durdurularak çanta kontrolü için otobüsten indirilip sıranın geçmesini bekliyorsunuz. Fakat tüm bu işlemlerden önce sınırda sağlık sigortası yapmanız gerekiyor aksi durumlardaysa ülkeye almıyorlar. Otobüs şoförü bizleri uyararak önce 50 metre ileride bir konteynere yönlendirdi burada sağlık sigortası yapmamızı sonra da bavul kontrolü için sıraya girmemizi söyledi. (4 gün için 5 dolar) Sağlık sigortasını yapan kişi bayandı ve geceyarısı olmasına rağmen oldukça güleryüzlü ve pozitifti. Önümüzde sağlık sigortası yaptıran kişi de Türk’tü ve Belarus’a tırla sürekli sevkiyat için giriş çıkış yaptığını anlattı, gezilecek yerlerinden bahsetti. Sert, bakımsız bir mizanı, kaba bir ses tonu olmasına rağmen memur kadının hiç modunu bozmadan etrafına güleryüzle bakıp o kadar erkeğin arasında gecenin bir yarısı pozitif etki yaratması takdire şayandı. Yalnız sigorta yaparken isim, soy isim ve ülkenizin doğru yazıldığını kontrol edin çünkü görevli kadın bilgileri gelişigüzel dolduruverebiliyor. Benim uyruğumu Türkmenistan olarak göstermişti uyarınca düzeltti. Pozitif bir bayan olduğu için anlayışla karşıladık. Hatta oldukça samimi ve sıcak bir diyalog ile uğurlandık. İşlemleri hallettikten sonra bu sefer de valizler için sıraya girdik. Buradaki polisler ise oldukça soğuk ve ciddiydiler. Toplamda 2 saatlik işlemlerden sonra yolumuza kaldığımız yerden devam ettik. Otobüs o kadar çok durdurulmuştu ki (4 kez) bir an bu işlemlerin sabaha kadar sürebileceğini bile düşünmeden edemedik. Neyse ki böyle birşey olmadı ve sabah saatlerinde Minsk’teydik. Büyükçe bir tren garında indik, iner inmez de gardan Lviv için Tren bileti araştırmasına girdik. Bu şehire gelmeden önce internet üzerinden Belarus demiryollarının sitesini daha önce de ziyaret etmiş, yataklı kompartman fiyatlarına gözatmıştık. İstasyondaki gişe görevlilerinin hepsi kadındı ve neredeyse hiçbiri ingilizce bilmiyordu. Telefonla sürekli information ile bağlantı kurarak bize yardımcı olmaya çalıştılar. Kişi başı 100 ruble ye Lviv bileti aldık. ( Birinci sınıf dört kişilik yataklı kompartman) Türk parası ile 250 liraya tekabül ediyor. Burada Tren ile ulaşım otobüsten daha konforlu olduğu için pahalı oluyormuş. Bizim orada olduğumuz zaman kur yüksekti ve ulaşım 300 liraya tekabül ediyordu. Otobüs ise trene göre 100-120 lira daha hesaplı olmasına rağmen tercih etmedik. Hem Otobüste uyuma şansınız tren kadar konforlu değildi hemde trende size ait bir kompartmanınız olacaktı. Ayrıca öğrendiğimize göre trende seyehat ederken pasaport işlemleri için inmenize gerek kalmıyormuş ve çok zaman kaybetmeden işlemler daha çabuk halloluyormuş. Aradaki farka kesinlikle değerdi ve hayatımızın hangi evresinde ya da kaç defa böyle bir seyehati gerçekleştirecektik ? Şimdi diyoruz ki iyi ki tren ile yolculuk yapmışız. Hem keyifliydi hem de güzel zaman geçirdiğimizi düşünüyorum. Parasının hakkını veriyor. (Görevli kadın hariç) Detayları Lviv yazımda yeşillendireceğim.
Tren biletimizi de aldıktan sonra artık dolu dolu bu şehri gezmek keşfetmek için önümüzde bir engel de kalmamış oldu. Kiraladığımız ev tren istasyonuna 2 km uzaklıktaydı. Maps.me uygulamasını açarak evimizin bulunduğu istikamete doğru yürümeye koyulduk. Gördüklerimiz karşısında adeta büyülendik. Kiev de olduğu gibi burada da geniş geniş caddeler, tertemiz yollar, harika mimariler ile yolumuza devam ettik. Ruslar bir şehri kurarken kesinlikle 100 belki de 200 sene sonrasını planlayarak inşa etmiş ve bunu yaparken de mimariden hiç ödün vermemiş. Nerdeyse her geniş bulvarın altında başka bir dünya başka bir şehir var. Resmen yeraltında başka bir şehir yaratmışlar. Bu adamlarla savaşa girseniz yenemezsiniz. Kiev’de olduğu gibi burada da yayalar trafikte hep öncelikli. Her yaştan kadınlar tramvay kullanıyor, lüks araçlara biniyor ve erkeklerden daha aktif çalışıyor. Rahatlar. Ataerkil bir toplum değiller. Kadınlar istediği gibi giyiniyor gece yarısı elini kolunu sallayarak çok rahat şekilde dolaşabiliyor. Hatta bazen laf bile atıyorlar 🙂 Kadın – erkek tabusu diye bir olgu yok. Parkları çok büyük, temiz ve güzel. Her parkta sanatsal bir yapıya rastlamanız mümkün. Heykelcilik çok ileri düzeyde. Kiraladığımız evin sahibi de kadındı. Sıcak, samimi ama bir o kadar da mesafeli davranmasını çok iyi becerebiliyorlar. Burada da ev kirası günlük bazda kişi başı aşağı yukarı 60 Türk parasına tekabül ediyor. Evimizin dizaynı modern çizgilerle bezeliydi, Kiev deki evimizden daha keyifliydi güzeldi ve caddeyi görüyordu. Oldukça memnun kaldık. Deterjandan çamaşır makinasına, tabak çanaktan tencere tavaya kadar herşeyi detaylıca düşünmüşlerdi. Bu şehirde de kahvaltı kültürü maalesef yok. Fast food ağırlıklı beslenme burada da hakim. Mc Donald’s ve Burger King buraların da kralı, menü fiyatları Türkiye ile neredeyse aynı. Alışverişinizi marketten yapıp kahvaltınızı evinizde yapmak mantıklı olacaktır. Et ve ürünleri ucuz olduğu için akşam yemeği için de evinizde karar kılabilirsiniz. Eğlence hayatının kısıtlı olduğunu söylemek isterim. Geceleri genellikle sakin bir şehir. Barlar sokağı en hareketli yerleri. 100 metre uzunluğundaki caddede sağlı sollu barlar var. Kumarhaneleri meşhur, kızları güzel. Şehri ortadan ikiye bölen nehir temiz ve şehire ayrı bir hava veriyor. Ayrıca nehirde kano turu da yapılıyor. Sakin, huzurlu, güzel bir şehir. Kominist rejim etkisini Avrupai sosla süslemeyi başarmış bir yer. Sokaklarda, caddelerde, mimaride buram buram sanatın görselliğin keyfine varıyorsunuz. Burada uber ya da taşıt kullanma gereği hiç hissetmedik. Bu şehir için 3 gün oldukça yeterli. 3-4 km içerisindeki yürüyüş mesafesiyle şehri keşfedebilir, bitirebilirsiniz. Buralara kadar gelmişken Brest ve Vitebsk gibi güzel şehirleri de keşfedebilirsiniz. Ukrayna’nın aksine burada Ruslar çok seviliyor. Zaten kendilerini de Rus gibi hissediyorlar ve Rusya’nın egemenliği altındalar ve oldukça da milliyetçiler. Barlar sokağında cafede tanıştığımız Rus kızlarından birisi ‘buraya geldiyseniz bizim dilimizi konuşmalısınız’ diyerek kırmızı çizgisini çok net bir biçimde dile getirmişti. Son gün son saat tren garına giderken de ne güzel hatunmuş diye sesli olarak ifade ettiğimiz bir diğeri ise kolumuza girip ben Türkçe biliyorum diyerek bizi dumura da uğratmıştı ve ona göre de bu şehirin kızları hafifmeşrep ti ! Çekinmeden, gücenmeden, utanmadan düşündüklerini çok rahat söyleyebiliyorlar oldukça da cesaretliller. Markette alışveriş yaparken Konya’dan gelmiş 45-50 yaşlarında iki Türk erkek ile karşılaştık. Buraya eğlenmeye geldiklerini ve kumarhanelerinde takılıp para yiyeceklerinden bahsettiler bizlere. Birde İzmir’liye marjinal derler adamlar bizden daha marjinal çıktı ! Kadınlarla kızlarla para yemeye geldiklerini 5 gün kalacaklarını falan söylediler. Gidiş-geliş için uçağa kişi başı 1800 lira ödemişler. Diyorum ya buraya Ukrayna üzerinden yarı fiyata gelmek her zaman daha mantıklı. Sonuç olarak bu ülkeye ve bu kente gelmek isteyenler kesinlikle pişman olmayacaklar. Ne için geldiğiniz de burada önem teşkil ediyor tabiki. Sanat, edebiyat, kültür turizmi için geliyorsanız, ortaçağdan kalma mimarilerin içinde kaybolmak istiyorsanız memnun ayrılırsınız, diğer işlere koşturmak para ezmek gününüzü gün etmek istiyorsanız o iki arkadaş gibi birilerini bulup feyz almalısınız…

0