ALTIN 194,2678
DOLAR 4,7133
EURO 5,4850
BITCOIN $6.733
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

MELEKLER VE CELLATLAR

Duygu Çetin
FRM TV'de Program Yapımcısı
18.02.2018

Duygu Çetin’in 18 Şubat 2018 tarihli blog yazısı.

Gece iş dönüşü kapıyı açar açmaz, en derinden hissettim oğluşlarımın yokluğunu… İçeri girip yazı tahtasında bu yazıyı okuyunca iliklerimin her zerremin oğluşlarımla kaplı olduğunu bir kez daha gördüm …
Anne olmak dünyanın en paha biçilemez şeyi…. Şey diyorum çünkü anlatılamaz… Ve maalesef yine tecavüz haberleri dönüyor medya da okuyamıyorum , haber seyretmeyi bırakalı on iki yıl oldu, duyarsız olduğum için değil, aşırı hassas olup, bedenimde , ruhumda hemen karşılığını gördüğüm için o acılarin… Kaçıyorum , bilmemenin verdiği cehalete sığınıyorum mutlu olmak için. Biliyorum ki bir yerler de acı çeken insanlar var, can çekişen ruhlar….

Gündemde tecavüz vakaları var bakamıyorum okuyamıyorum haberleri, kaldıramayacağımı biliyorum. Dünyayı güzel kılmak bu kadar zor olmamalı.  Bildiğim bir şey daha var iyilik yer değiştiriyor dengeler değişiyor.. Ruh hastaları dolaşıyor ve kirli ellerini küçücük masum savunmasız bedenlere uzatan…

Seni çok seviyorum derken, oradaki “çok” a, çizgiyi koyup sonsuzluk işaretini eklemiş oğlum.
İyi insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor bu dünya biliyorum… Dünyaları sonsuz güzellikle kaplıyken, hakkımız yok kanlı bir cellat misali, o dünyayı bir boşluğa dönüştürmenin. Kan çiçekleriyle donatmanın gül bahçelerini. Siyanüre bulamak neden o melekleri,nedir bu içimizdeki vahşet? Ne zaman büyüyüp filizlendi? Ne zaman sinsice beklemeye koyuldu? İnsanlık ne zaman bir sözcükten öteye geçemedi?Aklımda deli sorular? Bir çocuk hayatın en güzel varlığıyken,nasıl kıyılabilir,nasıl çalınabilir gözlerindeki ışık…!

O rengarenk oyun dolu dünyayı siyaha çalan harabeye dönüştüren , gökkuşaklarını yıkan yağmalayan kirli eller dolaşıyor . Koskocaman inanç limitlerini eksiye düşürüyor çocuklarımızın… Yaşama eksiyle,kayıp çalınan yarınlarla başlayan çocuklarımız .. Bir çocuk ne onun biyolojik anne babasına ,ne de onu yetiştirene aittir. Bir çocuk hepimizin emanetidir sadece.

Toplum olarak anlamakta güçlük çektiğimiz ne kadar çok şey var…! KONUŞ Sun! daima çocuklar hiç susmasınlar. Öncelik her zaman onların sözcüklerinden yana olsun. Dillerine kilit vurulmasın,vurmayalım …  – Kendi seslerini bile duyamayan çocuğun sesine mi kulak verir ! – Ne olursa olsun,ne yapıyor olursan ol,yaptigin eylemi bir kenara at,onunla göz hizasına gel ve DİNLE! Dinle Anne! Dinle Abla! Dinle Baba! Dinle Amca! Dinle Yabancı…! DİNLE… !!!

Ne söylüyorsa söylesin önemse, koca bir dünya barındırıyorlar içlerinde, izin ver sana dünyasını açmasına… İç dünyasını görürsen ,daha çok korursun, görebilirsin onu… Anlayabilirsin. Kendime de uyarı olsun çokça dikkat etsem de ara da bir ötelediğim sınır ihlali yaptığım zamanlar olmuyor değil benimde, her zaman dinlesem de… Kirletilmeden büyüyen ,hayata kurulup güzellikleriyle kök salan çocuklarımız olsun… O kirli ellerinizi uzak tutun o küçük bedenlerden,nefsinizi başınızda taşıdığınız saksıya yerleştirin. Etkileşim haline geçerse ikisi ,körelmiş duygularınızı,vicdanınızı harekete geçirir belki…. Ve bizlerin o belkilerle yasamak gibi bir ihtimali yok ebeveynlik sınırlarına girmişsek, azıcıcıkta olsa insan olabilmişsek. Bir melek cellada dönüşebilir en değerli varlığına göz dikilmişse. Efendi ol ey insan…. Yasalar çocuklarımıza kimsenin bakmaya cesaret dahi edemeyeceği şekilde değişsin, Degişsin artık….. Kundaktaki bebeğe kadar uzanıyorsa ,kan sıçrıyorsa kundağına bir meleğin cellat olma vakti gelmiştir o yaratığa ,durmayın artık yasa koyucular…

O erkekleri o canavarları yetiştiren yine biziz sevgili insancıklar. Erkekliğin penisi kullanmakla değil insan olmakla bir ilgisi olduğunu ögretmemiz gerekiyor. Kız olunca sessizliğe gömüp erkek olunca egosunu tavan yapan yetişkinler var azımsanamayacak derecede. Bırakın bu cinsiyet ayrımcılığını artık ve şişirilmiş o karanlık krallığa yol vermeyin….

 

0