ALTIN 219,2784
DOLAR 5,3243
EURO 6,0497
BITCOIN 18,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

LVİV

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
11.01.2019

Tatilimizin dinamosu Lviv’e gitmek için Minsk’teki evimizi öğleden boşalttık. Dinamo diyorum çünkü bu şehir YouTube ve forumlarda oldukça popüler. Trenimize akşam üzeri bineceğimizden dolayı buraları son kez görmek, fikir sahibi olmak için bize biraz daha zaman kalacaktı. Dört kişilik kompartmanda seyahat edeceğimiz için yanımıza yiyecek içecek almak maksadıyla bir marketin yolunu tuttuk. Hem akşam, hem de gün ağarınca sabah kahvaltısını düşünerek alışverişimizi yaptık. Her ne kadar şahsımıza münhasır(keyfe keder) bir yolculuk edecek olsak da her ihtimale karşı yaptığımız alışverişimizi çantalarımıza zulalayarak son dakika yaşanacak bir sürprizle karşılaşmak istemiyorduk. Biletimizi first class olarak kestirdik ve en ön vagonda seyahat ettik.(www.rw.by – Belarus Demiryolları)
Her vagonla ayrı bir kadın görevli ilgileniyor kapısında da sizi karşılayıp pasaport ve biletlere bakarak içeri alıyor. Bulunduğumuz vagona bakacak kadını daha baştan hiç tutmadığımızı söylemeliyim. Oldukça sinirli ve çekilmez bir yapıda olabileceği yüzüne öyle bir yansımıştı ki… Neyse artık yaşayıp göreceğiz !Bize yoldaşlık edecek odamızın kapısının olduğu yerin üzerinde yorgan, yastıklar ve onlara takacağımız kılıflar bir poşetin içerisinde intizamlı ve temiz biçimde hazırlanmış ve yukarıya bırakılmıştı. Her vagonun bulunduğu koridorun sonunda bir tuvalet ve hemen onun yanında da görevli kadının odası bulunmakta. Bir ara kalkıştan yarım saat kadar sonra çantamızdaki elmalardan birini yıkamak için tuvalete yöneldiğimde görevli kadının elmayı farkederken ki tavrında kaba ve sert yüz ifadesinde irkilmemek elde değildi. Sanırım Rusça içeriye yemek sokmanın yasak olduğunu, bunun için bir restaurantlarının olduğunu falan söyleyip durdu. Bende altı üstü bir elma olduğunu durumu fazla abarttığını anlatmaya çalıştım güya mimiklerimle. Mevzuyu o kadar içselleştirmişti ki yanımdan jet hızıyla ve bir yandan da hala söylenerek uzaklaşmak durumunda kalmıştı. Kadındaki bu afra tafra vaziyetleri sabaha kadar uzayıp gitti. Düşünsenize adam başı 300 gayme para verip birinci sınıf bir mevkide seyahat ediyor ve oradaki görevli bir elma için size söylemedik laf bırakmıyor ! Yolculuk boyunca suratı da cabası. Böylesine modda takılan ve gölgesini görse kavga edecek halet-i ruhiyedeki görevlileri neden birinci sınıf bir bölüme verirler ki ? Burada bunu yapan üçüncü sınıf bir kompartmanda oklavayla adam dövüyor olmalı ! En başından beri hiç tutmamıştık bu kadını zaten. Bir de çantalarımızı arasa neler bulacaktı ve kimbilir bize neler yapacaktı… Bir elma için olur olmaz tavırlar sergileyen bu görevli ablamız herhalde hepimizi trenden atar sonra da o sinirle kalp krizi falan geçirirdi. 😊 Kapımızı kilitleyip gece boyunca cephane gibi doldurduğumuz çantalarımızdaki yiyeceklerle ona inat bir güzel keyif yaptık ve gece 11 e doğru uyku moduna geçtik. Tam da uykunun en güzel yerinde gulyabani ablamız geceyarısı 01:30 da takır tukur kapımıza vurarak bizi uyandırdı. Belarus polisi ülkeden çıkış için pasaport kontrolü yapıyordu ve onun için uyandırmıştı. Tren Ukrayna sınırına geldiğinde bu sefer de giriş işlemleri için tekrar kapımız çalındı ve olduğumuz yerde çantalarımızın açılması söylenerek kontrol edildi. Otobüs yolculuğuna kıyasla oldukça kolay ve zaman kaybı olmadan giriş çıkış işlemleri çok çabucak halloluverdi. Yurt dışına gidiyorsanız ülkeler arası kesinlikle tren ile seyahat etmelisiniz. Otobüste yolculuk ederken hem çok zaman kaybediyorsunuz hem de tüm işlemler için sürekli indi bindi yapıyorsunuz, tren olunca ise işler değişiyor ve tam tersi bir durum ile karşılaşıyorsunuz. Tüm işlemler için yattığınız yerden biraz doğrulmak yetiyor 😊Hepi topu yarım saat süren bu işlemlerin ardından kahvaltı için saati 09:00 a kurduktan sonra tekrar uyku moduna geçerek deliksiz bir dinlenme sağladık. Kompartmanlar sıcak ve uyku seansları ev konforunu aratmayacak kadar iyiydi. (Kadın görevliyi saymazsak yolculuğumuz fevkaladeydi) Bir saatlik bir yolumuz kalmıştı artık. Çantalarımızda kalan nevaleyi bu sefer de kahvaltı yapmak için çıkardık. Yol boyunca yeşil ovaları, şirin köyleri izleyerek Lviv tren istasyonunda indik. Dört günlük maceramıza başlamadan önce dönüş uçağımızın Kiev’den olması münasebetiyle daha önceden internetten araştırdığımız Lviv – Kiev biletini 75 TL gibi bir fiyata alarak tren garından hatırı sayılır bir miktarda para çekip kalacağımız yere gitmek için yola koyulduk. (www.uz.gov.ua – Ukrayna demiryolları) 100 metre ilerleyince diğer döviz bürolarının daha iyi fiyattan para bozduğunu gördük. ( Zorda olmadıkça uçak,tren,otobüs terminallerinden para bozmayın ! 1 dolarda 3-4 grivna zarar edersiniz) Kalacağımız yer tren istasyonuna 500 metre uzaklıkta olduğu için yürümeyi tercih ettik. Evimizin olduğu yeri maps.me den bularak daha önce bize verilen iletişim bilgileriyle evsahibine ulaştık ama evi başkasına verdiği için şehir merkezine daha yakın bir konumda arkadaşının evi olduğundan bahsederek böylece bize başka bir seçenek bırakmamış oldu ve eli mahkum kabul etmek durumunda kaldık. Çünkü bir an önce kalacak yer sorunu halletmeli iyi ya da kötü bir şekilde bu işi çözmeliydik. (Booking.com dan tutacağınız evi ön ödemesiz olarak aldığınız zaman maalesef böyle sürprizlerle karşılaşabiliyorsunuz. Bu tarz sürprizlerle karşılaşmak istemiyorsanız tutacağınız dairenin ön ödeme talep eden yerler olmasına dikkat edin) Ubere 100 grivna vererek yeni adrese ulaştık. Eski bir ev ve eski eşyaları olmasına rağmen büyüktü ve şehir merkezine yakınlığından dolayı tutmak durunda kaldık. (Ev sahibi internet ücretini ödemediği için bağlanamadık, ödediğine dair mesaj çektikten sonra da bağlanamadık. Bir kaç gün sonra çevredeki wi-fi lerden birine bağlanarak bu sıkıntıyı giderdik) Maps.me üzerinden Lviv şehrinde gezilecek görülecek yerleri parçalara böldük ve gideceğimiz yerleri işaretledik. Gezip görüp keşfe çıkacağımız mekanlar için hiç uber ya da toplu taşıma aracı kullanmadık. Her gün kahvaltımızı yapıp öğle üzeri şehri keşfedip akşamına da canlı müzik için dışarıya çıktık. Rynok meydanı (özellikle haftasonları) çok hareketli ve kalabalık oluyor. Bunda Polonya sınırına yakın bir şehir olmasının da etkisi büyük. Genç nüfus oldukça fazla ve güzel eğlence mekanları var. Şehir kendi kendine yetebilecek bir potansiyele sahip. Çikolata, kahve, bira fabrikaları var. Hem üretim hem de satış yapıyorlar. Kahve kültürü oldukça yaygın, çikolataları da çok lezzetli. Lviv Handmade Chocolate bunlardan birtanesi. Üç katlı bu tarihi binada bir yandan çikolata yapıyorlar bir yandan da satıyorlar. Alışveriş yapmasanız bile en azından üst kattaki kafelerinde oturup damak zevkinize uygun siparişler verebiliyorsunuz. Fiyatlar çok da uygun değil ama illa çikolata almak istiyorsanız ‘Roshen’ e uğrayıp buradan daha hesaplı ve çeşitli çikolatalar bulmanız mümkün. Roshen adını Ukrayna devlet başkanı Proshenko’dan almış. Zaten sahibi de kendisi. gezip gördüğümüz önceki yerlerde olduğu gibi burada da yapılar paha biçilemez güzellikte. Şehir; Rus, Macar, Polonya, Alman, Avusturya mimarisinin karma bi örneğini gözler önüne seriyor. Temiz, sevimli, hareketli, butik bir şehir. Sanata düşkün olduklarını söylemeye bile gerek yok. Etraftaki dokuyu orjinalinden koparmadıkları için estetik ruhu korumayı başarabilmişler. Etkileyici güzellikteki opera binaları da cabası. Vaktiniz varsa burada bir gösteri izlemelisiniz. Ayrıca şehirde çok sayıda katedral ve klise var. Rynok meydanı ve çevresinde yeme içme seçeneği de oldukça bol. Gitmişken İtalyan pizzası yapan Celentano’ya mutlaka uğrayın. Burada ince hamurdan yapılan büyükçe ve oldukça da lezzetli alternatifler bulmanız mümkün. Baczewski Restaurant’ın kahvaltısı da oldukça popüler ve canlı piyano eşliğinde açık büfede sunum yapıyorlar. Mekanın aurası sizde mutlaka güzel duygular bırakacaktır. Yalnız sabah çok erken gitmekte fayda var yoksa kalabalık ve giriş için sıra oluyor. Bu bahsettiğim iki yerde kişi başı ortalama 120-150 grivna arası bir ücret ödeyerek doyabiliyorsunuz. (25-30 TL arası) Lviv Croissant (kruvasan) da burada oldukça biliniyor. Canlı müzik dinlemek için ise Lviv Beer Theatre’ye mutlaka uğrayın. (18:00 – 22:00 arası) Mekan 3 katlı ve müzikleri kaliteli. Buradaki canlı müzikten sonra yine Rynok meydanında bulunan Kryivka ya da şiddetli gitmenizi tavsiye ediyorum. Şehirdeki favori mekanım kesinlikle burası. Sıradan bir apartmana girer gibi gösterişsiz bir girişi bulunmakta. 20 metre içeriye girdiğinizde ahşap bir kapının önünde sıra varsa bekliyor yoksa kapıyı vurup açmalarını bekliyorsunuz. Girişte sizi elinde tüfek ile çaprazda bekleyen asker görünümlü biri karşılıyor ve parolayı soruyor. Slav Ukraine (yaşasın Ukrayna) dediğiniz zaman içeriye alınıyorsunuz. Bu mekan ikinci dünya savaşında mahzen olarak kullanılıyormuş. Yerin altına iniyor ve burada sizleri 3-5 tane ayrı ayrı salonlardan oluşan odacıklar karşılıyor. Her yerde ikinci dünya savaşından kalma fotoğraflar, alet, edevat, tüfek teçhizattan telsize kadar birçok savaş hatırası bulunuyor. Taş duvarlarla çevrili loş ışıklarla bezeli bu mekanda bir yandan fotoğraf çekerken bir yandan da siparişinizi verip ortamın büyüsüne kendinizi kaptırıveriyorsunuz. Bir Cumartesi akşamı gittik ve oldukça da memnun ayrıldık. Öyle ki Pazar akşam yeniden gittik ve bu sefer de hiç unutamayacağımız bir gece daha yaşadık. Dnipro’dan Lviv’e gelen ve diğer gün dönecek olan 8-10 kişilik bir kadın dans grubu da aynı gece oradaydı ve son gün olması nedeniyle yorgunluk atıyorlardı. Bir kaç tane saloncuktan oluşan bölmelerin birinde sadece onlar masa kurmuş oturuyorlardı. Biz de onların bulunduğu salona girdiğimizde garip bir biçimde alkışla tempo tutmaya başladılar ve nereli olduğumuzu sordular. Türk olduğumuzu söyleyince yeniden coşkuyla karşılık verdiler. Sohbetimiz böyle başladı ve neredeyse sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü. Etrafta bir kaç erkek grubu daha vardı ve kendi hallerinde takılıyorlardı. Kimse kimseye hayırdır bilader? ya da kızlarla fazla haşır neşirsiniz ne ayaksınız triplerine girmedi. Erkekleri biz Türkler gibi oturup kadın avlama derdinde değiller. Etrafa oldukça ilgisizler ve kendi hallerindeler. Bizler hem Akdeniz insanı olmamız, hem de genel anlamda karşı cinse olan açlığımız ! dolayısıyla ister istemez flörtöz bakışlara kayıtsız kalamayan ve buna da buralarda çokça aşina olmayan bu kızların dikkatini illa ki çekmiş bulunuyoruz ! Alın işte size tiyo… Bu işi ne çok abartarak yapın ne de tamamen kayıtsız kalın. Onların erkeklerinin ilgisizliği sizin buradaki en büyük avantajınız olacaktır ! Türk erkeklerinin bu ülkede kadınlar tarafından pek sevilmemesinin nedeni bir çoğunun bizdeki tabirle ‘natasha’ olarak görülmesinden kaynaklanıyor. Eğlendiğimiz gruptaki kızlardan birtanesi neden Türk erkekleri Ukrayna kızlarını hafifmeşrep olarak gördüğünü sormuş bizim oğlan da durumu toparlamaya çalışmıştı. Ülkemizden buralara gelen erkek kesminin skor peşinde koşmak için yollara düştüğünü sağır sultan bile biliyor ! Yolda yürürken bir kaç defa çevrilip ilişki teklif eden aracılara dahi denk geldik. Buradaki kadınlar her iş kolunda aktif olarak çalışıyor. Öyle ki gittiğimiz her mekanın, uğradığımız her istasyon ve terminalin erkekler tuvaletlerinde bile bir fiil kadınlar çalışıyor ve inanın sizin bilmemneyi de hiç kimsenin umrunda olmuyor ! Sadece işlerini yapıyorlar hepsi bu. Bizim ülkemizde bu tarz durumların olduğunu düşünürsek herhalde cinayet sebebi olur bu vaziyetler. Racona ters olduğu için hiç o taraflara dokundurmuyorum bile ! Birşeyleri ne kadar tabulaştırırsak o kadar da sağlıksız oluyor haliyle.
Buraları üç günde dolu dolu yaşayıp rahatlıkla bitirebilirsiniz. Haftasonu hareketli olduğu için Cuma dan gelip Pazar gecesine kadar keşfetmek, buraları yaşamak, eğlenmek tercih sebebiniz olsun. 10 günlük tatil serüvenimizi noktalarken zamanın nasıl da su gibi akıverdiğini düşünmeden edemiyoruz tabii haliyle. Lviv tren istasyonundan bu şehre son defa bakarken içimiz buruk ama bir o kadar çanta dolusu hatıranın verdiği mutlulukla yolculuk ediyoruz. 18:50 hızlı treni ile takribi 5 saatlik yolculuğun ardından Kiev’e geceyarısı ulaşıyoruz. Tren yolculukları bu ülkede oldukça keyif veriyor. Bu sefer hem hızlı seyehat ettik, hem de ücretsiz internet hizmeti aldık. Geceyarısı 02:50 uçağıyla da İzmir’e dönüş yaparak bu serüveni noktaladık. Yeni serüven ve keşiflerde yine buluşmak üzere şimdilik sağlıcakla kalın…

0