FRM TV

KİEV

KİEV
Ayhan Oytun
Ayhan Oytun( ayhan@frmtv.com )
FRM TV' de yazar
189 Kişi
10 Aralık 2018 - 13:17

KİEV
Ukrayna’ya ilk defa gidecekler için önerilerimizi sıralamaya başlayalım. Sadece bir ay süren uçak bileti araştırmalarının kesin sonucu olarak denilebilir ki buraya ilk defa da gitseniz, son defa da gidecekseniz İzmir’den direkt uçuş sağlayan Pegasus havayollarını tercih etmelisiniz. Bir kere en önemli avantajı İzmir’den direkt uçuşları var. Ukrayna havayollarının ücretleri Pegasus ile aynı lakin onların da uçuşları İstanbul üzerinden. Fazladan hem yol parası ödemezsiniz hem de zamandan tasarruf sağlamış olursunuz. Uçak biletini de daha ucuz olacağını düşünerek bizim gibi bir ay öncesinden falan almayın ! Son gün bile bir ay öncesinden daha ucuza bulabiliyorsunuz. Fiyat politikaları fazlasıyla değişken. İzmir’den direkt uçuş sağladıkları için sanırım dolduramama endişesi nedeniyle zaman zaman güzel indirimler de yakalayabiliyorsunuz. Gün aşırı takip edin ve en uygun ücreti yakalayınca da affetmeyin. Bu aralar İzmir-Kiev gidiş dönüş 500-600 lira gibi bir fiyat aralığında. Oralara kadar gitmişken başka şehirleri de mutlaka görmenizde fayda var. Ama üst olarak Kiev’i seçin çünkü en uygun fiyatlı uçuş Ukrayna sınırları içinde orası. Mesela Lviv ve Odessa, Kiev uçuşuna göre daha pahalı. Para birimi olarak Grivna’yı kullanıyorlar. Kiev’den de hızlı trenle Lviv yaklaşık olarak 5 saat sürüyor ve Türk parasıyla da 70 liraya tekabül ediyor. Bizim gittiğimizde 1 Türk lirası 4,30 Grivna kadardı, şimdi doların düşmesiyle paramız biraz daha değerlendi ve 1 Türk lirası 5 Grivna’nın biraz üzerinden işlem görüyor. Gün aşırı 5-6 sefer tren var kaç saat yolculuk yapacağınızı ve ne kadar ücret ödeyeceğinizi Ukrayna demiryollarının sitesine girerek öğrenebiliyorsunuz. Tren istasyonları oldukça büyük ve biraz da karışık ayrıca da çok kalabalık. Onlarca gişe ve peron var. Ülke içerisinde otobüsle seyehat etmeyi pek önermiyorum. Hem yollar çok konforlu değil hem de yolculuk süresi trenden bir kaç saat daha uzun. 5 saat süren hızlı trenleri tercih etmek daha mantıklı. Lviv’den Kiev’e yolculuk yaptığımız tren hem hızlıydı hem de içerisinde internet mevcuttu. Lviv yazımda bu yolculuktan daha detaylıca bahsedeceğim. Yabancı bir ülkeye gitmeden önce telefonunuza mutlaka ‘Maps.me indirin ve sonra hangi şehirleri görecekseniz bu uygulamadan o şehrin haritalarını mutlaka yükleyin. Böylece internetiniz olmadan kullanabilecek, çevrimdışı navigasyon özelliği de sağlayacağı için çok faydasını göreceksiniz. Gezip görebileceğiniz tüm yerleri sizlere sunmakla kalmıyor üzerinde işaretleme olanağı da veriyor. Yakın ve uzak keşfedeceğiniz yerleri günlere bölerek gezi planınızın daha pratik ve kolay yapabilmenize imkanı vereceği için de oldukça yararlı olacaktır.
Sanıyorum ya bu senenin başında ya da geçtiğimiz sene Türk ve Ukrayna’lı yetkililerin yaptığı ikili anlaşma neticesinde artık iki ülke vatandaşları pasaport olmadan da karşılıklı olarak giriş çıkış yapabiliyor. Pasaportunuz yoksa ülkeye giriş için yeni çipli kimlik kartınızın olması da yeterli. Gidiş-dönüş uçak biletlerinizin ve daha önce internet üzerinden ayırdığınız kalacak yerlerinizin çıktısını da mutlaka yanınızda bulundurmanızda fayda var. Pasaport kontrolü yapıldığında sorabiliyorlar. (Schengen vizeniz varsa ve daha önce yurt dışına çıkmışsanız muhtemelen sormayacaklar. Schengeniniz yoksa pasaportunuzla Ukrayna’ya daha önce giriş-çıkış yaptıysanız da sormayabiliyorlar.) İlk defa pasaportla girecekler için; Ne amaçla geldiniz ? diye soracaklardır. Tatil için geldim diyerek bu işten kolayca sıyrılabilirsiniz. Lakin yeni çipli kimlik kartıyla ülkeye gireceklerin ayrıca bir form doldurmak zorunda olduklarını duydum. Ne için geldiniz, kaç gün kalacaksınız, adınız, soyadınız vs gibi sorulara yanıt verdikten sonra geçiş izni sağlıyorlarmış. Her ne olursa olsun yanınızda mutlaka gidiş-dönüş uçak bileti ve kalacağınız yerin çıktısını bulundurun. Kalacak yer ayarlamanız için Booking ve Airbnb sitelerini tavsiye edebilirim. İkamet edeceğiniz yerlerin ‘Koğuş usulü’ olmamasına dikkat edin ve hostel tarzı konaklamaları mümkün olduğunca tercih etmeyin ! Bir odada 4-5 kişilik yataklar mevcut olup günlük olarak da ortalama 30-40 tl civarı bir fiyat ödüyorsunuz. Tatile gideceğiniz kişi sayısına göre ev ya da stüdyo daire kiralamak daha mantıklı. Biz 4 kişi gittiğimiz için genelde 2+1 ev kiraladık ve o zamanki kurla kişi başı günlük 60 lira gibi bir ücret ödedik. İçerisinde tuvalet, banyo, mutfak eşyalarına kadar ne ararsanız mevcut. Hal böyle olunca ev konforu kadar rahat etme imkanına erişebiliyorsunuz. Tercih edeceğiniz yerlerde internet olmasına mutlaka dikkat edin. Kışın gidecekseniz ısıtma sorunu olacaktır. Kalacağınız yerin ısıtmasını da araştırın. Merkezi konum tercih sebebiniz olsun. Bu bir kaç kilometre dışarıda da olabilir. Yürüme mesafesinde olan evleri öncelik olarak alın. Daha önce kalanların yorumlarını mutlaka okuyun. Ayrıca yatak sayısına da dikkat edin. Kalabalık gidecekseniz bu sizin için önemli olacaktır. Bazı şartlara dikkat etmekte de fayda var. Seçeceğiniz evler ön ödemeli ve ön ödemesiz gibi seçenekler sunacaktır. Ön ödemeli tercih ederseniz kredi kartınızdan depozito olarak bir miktar para çekebilirler. Ön ödemesiz tercih ettiğinizde belki ücret ödemezsiniz ama bu sefer de başkasına kiralama riskini de göz önünde bulundurma olasılığını da kabul etmiş olursunuz. Bazen de ön ödemesiz deyip sizden daha sonra ücret de isteyebilirler. Gittiğinizde bir sürprizle karşılaşmamak için ön ödeme alan yerleri tercih etmeniz daha garanti olacaktır. Kiraladığınız yerlerin işletmecisi daha sonra WhatsApp üzerinden size konum ve detaylar hakkında bilgi verecektir. Oteller, ev ve hostele göre pahalı olduğundan dolayı pek fazla bilgi veremeyeceğim. Uçuş esnasından önce yanınızda bulundurulması gereken evraklar, kalacak yer ve bir miktar da ulaşım hakkında bilgiler vermeye çalıştım, ulaşım hakkında bilgilendirmeye de devam edeceğim. Evraklar ve kalacak yerler hakkındaki tüm bilinmeyenleri sanırım dilim döndüğünce kalemim elverdiğince anlatmaya çalıştım. Peki Ukrayna’ya hangi aylar arasında gitmek mantıklı olur ? Nisan ve Ekim ayı arasındaki herhangi bir zaman dilimi tercih edilebilir. Haziran-Temmuz-Ağustos ayları dışında kalan Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim ayları arasında gidecekseniz gece ve gündüz sıcaklık farklarından dolayı yanınızda üşütmemeniz için kalınca elbiseler götürebilirsiniz. Çünkü gündüzleri tişörtle akşamları mont ile dolaşacaksınız. Ama ben kış ayında gitmek istiyorum derseniz yoğun kar yağışı ve çift haneli eksi havalara da hazırlıklı olmalısınız. Bana kalırsa daha çok gezip görmek istiyorsanız kış aylarını pek tercih etmeyin. Kış tatilleri romantik çiftler için güzel olacaktır. Nisan ve Ekim ayı arasındaki İzmir-Kiev Pegasus uçuşları gece yarısı yapılıyor ve bu da aslında bir handikap doğuruyor. Bu arada unutmadan söyleyeyim eve girişler genelde gündüz 12-14 arası çıkışlar da yine öğlen 12 olduğundan dolayı uçağınız gece yarısı 2 de iniyor ve siz o saatten sonra da biryerlerde zaman geçirmek için sinekleme yapmak zorunda kalıyorsunuz. Havaalanı içerisinde banklarda gün aydınlanana kadar şekerleme yapmaktan başka çareniz olmuyor. Sizin gibi birsürü insan da gün aydınlanana kadar havaalanından ayrılmıyor zaten ! Bunu yaparken yarı uyanık vaziyette olmakta ve bir gözünüzle de çantanızı kollamakta yarar görüyorum. Zhulhany havaalanı şehrin ikinci ve küçük olan havaalanı ama merkeze yakın olması bir avantaj. Şehri Dnipro nehri ortadan ikiye bölüyor ve büyük olan havaalanı da Kiev’in yeni yerleşiminin bulunduğu yerde ve merkeze daha uzak konumda kalıyor. Bizim bulunduğumuz havalanında 2 restaurant 2 market birkaç döviz bürosu bir de pasta börek satan aparatif dükkanı vardı. Basmane’deki bir işhanını andırıyor adeta ve oldukça da kalabalık. Geceyarısı 2 den sabahın altısına kadar yarı uyanık yarı uykulu halde geleni geçeni seyrederek banklarda sabahladık ve ilginç sayılacak davranışlara tanıklık ettik. Bazı insanlar oracıkta elbise değiştiriyor ve değiştirdikleri elbiseleri bavullarına koyuyor. Mesela yanımızda bavulları tamamen koli bandına saran bir hizmet vardı ve sürekli yeni yeni insanlar gelip çantalarını bavullarını sabaha kadar sardırdı durdu. Neden olduğunu hala anlamış değiliz ! Yine Pasaport kontrolünü geçtikten sonra x-ray cihazında duran bir güvenlik görevlisi de ülkeye kaç parayla geldiğimizi sormuştu. Bir ilginç detay daha vereyim. Banklarda sıkılmaya başladıkça zaman geçmiyor arada sigara molası için dışarı çıkıyordum. Havaalanının genel korumasını askerler yapıyor. 10 metre ileride sigara içen gençleri uyarmaya başlayınca elimdeki sigarayı avucumun içine saklayarak uzaklaşmalarını bekledim. Sonradan anladım ki bu ülkede sigara içen sayısı oldukça az ve dışarıda da sadece çöp kutularının yanında içmeye izin veriyorlar. Bu durum havaalanı ve çevresinde daha sıkı sanırım. ( Şehirde daha esnek ) Gideceklerin bu duruma da dikkat etmesini öneririm. Açıkça söylemek gerekirse havaalanlarını pek beğenmedim. Bizimkilerin yanında oldukça bakımsız ve köy gibi kaldığını söylemeliyim. Havaalanı demişken… İzmir’de kalkış saatini beklerken Duty Free de mutlaka zaman geçirin ! Özellikle de pahalı parfümlerin test amaçlı olanlarını bol bol deneyin çünkü bunun için sizden para istemiyorlar 😊 Kiev Zhulhany havaalanında sabahın altısı oldu ve gün ağarmaya da başladı. Havaalanında döviz büroları sabaha kadar açık olduğundan ihtiyacımız olan kadar bozdurup geri kalanını şehir merkezinde hallettik. Aklınızda bulunsun diye söylemekte fayda var havaalanı, tren istasyonu vs gibi şehirden uzak alternatifsiz yerlerde ihtiyacınız kadar para bozdurun. Yanınızda yurt dışı için Dolar ve Euro alacağınızdan her bir Dolar ve Euro bozdurmada bu gibi yerlerde ( havaalanı vs )para bozdurulduğunda Türk parası bazında 1 TL (3-4 Grivna)ye yakın zararınız oluyor. Havaalanında nispeten kullanabildiğimiz WiFi internet (10 dakikada bir sizi sistemden atıyor Ukraynaca yazılar çıkıyor ileri diyerek tekrar bağlanabiliyorsunuz) ile uber indirerek (uber mutlaka indirin hesaplı oluyor) kalacağımız yerin yakınlarında kahvaltı yapıp şehirde kısa bir tur attıktan sonra öğlen 12 – 1 gibi eve geçmeyi düşünüyorduk. Gideceğimiz yere taksi 10 dolar isterken uber 100-120 grivna arası fiyat verdi. ( Yaklaşık 7 km Türk parası ile 25 tl ) Bizde 4 kişi olunca gayet hesaplı ve konforlu bir ulaşımdan sonra kalacağımız yerin yakınlarında inip kahvaltı yapabileceğimiz yerler bakınmaya koyulduk ama bizim alışılagelmiş Türk usulü kahvaltı menüsü ile karşılaşmadık. Yol üzerinde bir tane Türk lokantansına rastladık sucuklu yumurta vs yapıyordu ama sabah sabah fiyatı yüksek geldiği ve öpülmek istemediğimiz için orayı pas geçtik. 😊 Sonrasında ise ne kadar baktıysak da dişimize göre bir kahvaltı salonu bulamadık. ( Meğersem kahvaltı kültürleri yokmuş ) Bari Mc Donald’s girelim diyerek orada bir kaç saat geçirdik, internetlerinden faydalanıp telefonlarımızı şarz ettik. (Yanınıza mutlaka Powerbank alın ) Mc Donald’s gözlemlerime dayanarak söylemeliyim ki bu insanlarda kesinlikle ama kesinlikle kahvaltı kültürü yok. Bu kadar fast food tüketip zayıf kalmayı nasıl becerebiliyorlar hayret doğrusu. Hamburgerini, big mac menüsünü yiyen, kahvesini içen otobüs durağına yönelip işine gidiyor ! Ayrıca Ukrayna’daki ilk sabahımız olma münasebetiyle de kızlarını ilk defa görüyor ve adeta hayran kalıyoruz. O dalyan gibi, manken gibi, şıkır şıkır kızları ve özgüvenlerini gördükçe çarpılıyoruz adeta. Etraftakileri umursamadan özgüvenle yemek yemeleri ve sizin dibinizdeyken bir dirhem bile rahatsız olmamaları takdire şayan. Oldukça rahatlar, etrafa ilgisizler ve göz teması kurma derdinde değiller. Durum böyle olunca kimsenin kılık kıyafetini baştan aşağıya süzüp ilginç mimikler de atmıyorlar ayrıca. Yani hani böyle esmerim dikkat çekerim, yakışıklıyım eser geçerim modlarını çoktan geçmişler. Erkeği de kadını da öyle. Bu mevzuyu sonraki yazılarımda daha detaylıca anlatacağım. Özgürlük anıtının bulunduğu ve yanıbaşında Globus yazan alışveriş merkezi aynı zamanda Kiev’ inde en işlek yeri. Hemen karşında devasa sayılabilecek büyüklükte tarihi postane binası mevcut. (Dövizlerinizi burada iyi fiyattan bozuyorlar) Bizim oturduğumuz Mc Donald’s da bu anlattıklarımın tam karşısında yer alıyor. Beklediğimizden daha güzel, temiz, geniş caddeleri olan, medeni insanların bulunduğu bir başkent Kiev. Ortaçağ mimarisi ile göz kamaştıran güzel yapıları var ve seyrederken büyülüyor insanı. Bu arada Rusları ve Putin’i pek sevmiyorlar. Bu mevzuları fazla dillendirmeyin de derim. Hatta Putin’in fotoğrafını alışveriş merkezlerindeki esnafta, işyerlerinde tuvalet kağıtlarının üzerinde görmeniz de mümkün.
Booking den kiralayacağımız evin acentasına giderek çantalarımızın giriş saatine kadar burada kalmasını rica ediyoruz. Kiev’de bir gece kalacak diğer günün akşamı da Minsk için yollara düşeceğiz. Planımız bu. Acentadan çıkıp, eve yerleşene kadar geçen sürede otogara gitmek için yeniden uber çağırıyoruz. Otogar 3 – 4 km uzaklıkta ve 80 – 90 Grivna vererek ulaşılabiliyor. Biletlerimizi aldıktan sonra çarşıda tekrar aparatif birşeyler atıştırarak acentaya uğruyor ve evimize geçiyoruz. Şakır şakır İngilizce konuşan genç bir kadın bizi kalacağımız yere götürüyor ve Kiev’e neden sadece 1 gün ayırdığımızı soruyor. Gerçekten de Kiev bir günde bitirilecek bir şehir değil, hatta 3 – 4 gün bile bunun için yeterli olmayabilir. Oysa ki vloglarda ve sosyal medya da Kiev yerine Lviv o kadar çok övülmüş ve anlatılmış ki, açıkcası bu şehir gerçekten de bu konuda haksızlığa uğramış. Eğer bizim gibi tatil planı düşünüyorsanız Kiev kesinlikle birbuçuk iki güne sıkıştıralacak bir şehir değil. Evimize yerleştikten sonra alışveriş yapmak için Özgürlük anıtının bulunduğu yere tekrar iniyoruz. Akşam yemeğinde tavuklu pilavımızı evimizin mutfağında pişiriyoruz. Kaldığımız apartmanın Macar mimarisinden kalma ve yaklaşık 100 senelik bir yapı olduğunu öğreniyoruz. İlk günün akşamı şehirde ufak bir gezinti yaptıktan sonra günü tamamlıyoruz.
Evimizde yaptığımız kahvaltıyla beraber güne başlıyoruz. Daireyi kiraladığımız yerin ofisine giderek çantalarımızın otobüs saatine kadar kalmasını rica ettikten sonra şehri keşfetmeye devam ediyoruz. Sebze meyve, elektronik eşya fiyatları neredeyse Türkiye ile aynı. Et ve ürünleri ucuz. Giyim oldukça pahalı hemde bizle kıyasla neredeyse iki misli kadar. Alkol oldukça ucuz ve alternatifi oldukça fazla. Su olayına biraz dikkat etmeniz gerekiyor lakin gazlı ve gazsız olarak ikiye ayrılıyor. Gazlı olanın tadı sodaya benziyor, diğerleriyse bizim kullandığımız arıtma suyu gibi. Sigara bize göre 3 – 4 tl daha hesaplı. 4 kişi 1 günlüğüne kiraladığımız ev toplamda 250 Türk lirası kadar. Genel olarak bakarsak o zamanki kur ile bizden bir tık daha ucuz bir ülke. Geçmiş yıllarda 1 TL, 9 Grivna kadar değerliyken, bizim orada olduğumuz zaman diliminde en düşük seviyesindeydi. ( 1 TL 4.30 Grivna, şimdi 5.30 ) Ülkede ortalama maaş 8 ila 12 bin Grivna dolaylarında. 10 sene önce ülkede devalüasyon olmuş ve Ukrayna parası dünya paraları karşısında çok değer kaybetmiş. Mesela 1 Dolar 28-29 Grivna ederken, 1 Euro yaklaşık 32-33 Grivna. Bir kişiyi doyuracak büyüklükteki pizza 120 grivna civarında ve oldukça da lezzetli. Kırmızı etin kilosu da Türk parasıyla 15 – 20 TL. İkibuçuk litrelik bir bira 7 Türk lirası. Sigaralar 6 ile 7 TL arasında değişiyor. Giyim olayına hiç girmeyeyim zira fiyatlar oldukça uçuk yükseklikte. İkinci dünya savaşı müzesine giderken sağda solda bürokratların kullandığı ve muhtemelen bakanlıkların bulunduğu yapılarla karşılaşıyoruz. Oldukça güzel ve keyifli. Öğle arasında memur olduğunu düşündüğümüz bu binalardan çıkan kadınların neredeyse tamamı göz kamaştıran güzellikte. Allı pullu, çiçekli böcekli uzun boylu, beyaz tenli, renkli gözlü bu kadınlar oldukça güzeller ve çok şık giyimliler. Buradan daha ileriye doğru yürüyünce Cumhurbaşkanının misafirlerini ağırladığı saray ve meydanı karşıladı bizi ve tüm tüm güzelliğiyle tabiki Dnipro nehri… Uzaktan bakınca nehrin diğer tarafının yeni yerleşim olduğunu anlıyoruz. Uzunca ve yüksekçe olan gökdelenler ve modern mimarideki yeni apartmanlar… O tarafı keşfetmek ve nehirde feribot turu yapmak için maalesef zamanımız yetmiyor. İkinci dünya savaşı müzesine gelmeden İstanbul’daki Topkapı sarayına benzer büyükçe bir yerleşime uğruyoruz. İçerisi oldukça güzel ve büyüleci. Katedral ve Kiliselerin mimarileri neredeyse kusursuz. Epey yürüdükten sonra son olarak da ikinci dünya savaşı müzesine uğrayıp daha sonra da hemen yanıbaşında bulunan adının ‘Tsarke Selo’ olduğunu öğrendiğimiz içerisinde yerel kıyafetli ve güleryüzlü çalışanlarının olduğu restaurant da akşam yemeği yiyoruz. Kişi başı yaklaşık 10 euro vererek enfes lezzetler sunan bu mekan oldukça güzel, şık ve asortik. Et yemekleri efsane. Kiev’e gideceklerin kesinlikle uğraması gereken bir mekan. Tekrar uber ile merkeze gelip çantalarımızı alıyor ve merkezde akşam ettikten sonra Minsk yolculuğu için tekrar yollara düşüyoruz. Daha çok keşfedilecek oldukça büyük ve güzel bir şehir izlenimimizi tadı damağımızda ve ardımızda bırakarak ayrılıyoruz. Belki bir gün yine mutlaka diyerek…

FRM MEDYA AJANS REKLAMLARIFRM MEDYA AJANS REKLAMLARIFRM MEDYA AJANS REKLAMLARIFRM TV REKLAMLARI... Bu alana reklam vermek için "0542 373 13 76" nolu telefondan veya "İLETİŞİM" sayfasından irtibata geçebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
KÖŞE YAZARLARI

Copyright©2012 FRM MEDYA AJANS