ALTIN 193,7022
DOLAR 4,7461
EURO 5,4997
BITCOIN $6.782
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

İlkellik Samimiyettir Teknolojiyse Zaruret !

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
12.08.2017

Hayatımıza hızla enjekte edilen teknoloji emilasyonu her geçen gün artarak devam ediyor. Her gün çıkan bir yenilik aslında hayatlarımıza doğrudan dokunup bizlere hep yeni bir kolaylık sunsa da günden güne asosyal yaratıklara dönüşmemizi sağlayarak daha çok zehirliyor ve yaşantılarımızı eve mahkum ediyor. Tüm bilgi hazinelerinin bir cep telefonuna sıkıştırılarak elimizin altında oyuncak olması kafamızı bu küçük cihaza gömmemizi sağlayarak çevreyle iletişimimizin kopmasına neden oluyor ve günlük hayatta tırnak içinde “ayak üstü” yapılan sohbetleri kaçırmamızı sağlayabiliyor ve küçük nüansların yakalanacağı algıları minimum seviyeye indiriyor. Otobüste sağını, solunu, önünü, arkasını görmeyen insanlar ya müzik dinliyor ya da internete girip başka şeylerle meşgul oluyor. Böylece algıyı tamamen dışa kapatılarak içsel dünyamıza bir dönüş sağlayarak bizleri çevresel tüm etkenlere karşı pasif kılarak duyarsız yapıyor ve sonucunda da asosyalliğe sürüklüyor. Bu ve buna benzer hikâyeleri fazlaca örnekleyebilerek çoğaltabiliriz ve bu algı eksikliğinin toplumda nelere yol açtığını da irdeleyebiliriz !
Eski zamanlarda teknoloji bu kadar yaygın değilken insanlar başka uğraşlarla haşır neşir oluyorlardı. Gününün büyük bir kısmını telefona mahkum bir şekilde geçirmiyor, bilgisayar başında da oyuna oturmuyorlardı. Televizyonlar henüz lüks, radyolardaki arkası yarınlar ise bir gereksinimdi. Toplumsal duyarlılık yüksek, kitap okumak büyük bir gereksinimdi. Hal böyle olunca içinde bulunulan bu durum bilinçli vatandaşların yetişmesine neden oluyor algıyı da en yüksek oranda diri tutan nedenlerin başında getiriyordu. Çünkü o zamandaki toplum, yaşam biçimi ve bunu körükleyen alışkanlıklar şimdiki gibi teknoloji ile uyutulup çevresel faktörlere duyarsız birer vatandaş yetiştirme çabasından henüz uzaktı. Evet hayatlarımızda teknoloji hep birer kolaylıktı ama doğru kullanılmadığı zaman da en büyük uyuşturucu ! Şimdi ise argümanlar çoğaldı, tekdüzelikten uzak zorunluluklar yerini alternatifi bol olan refah yaşam arayışını hızlandırdı. Bir insana dokunmanın yerini imojiler ile oluşturulan sevgi karakterleri, göz göze bakılan o ikili diyaloglardaki samimiyeti whatsapp ve messenger iletileri, sokaklarda kızlı erkekli binbir tür oyunlarla büyüyen o günlerin yerini de dört duvar arasına sıkışıp kalmış yalnız bireylerin sanal gerçeklik savaşlarıyla ergenlik evrelerini geçirdiği günlere bıraktı maalesef. Teknoloji geliştikçe yalnızlığın da aynı oranda prim yapması ve bireylerin daha rahat ve özgür bir hayatı seçerek ikili ilişkileri peynir ekmek gibi tüketmesi de hızlandı. Bu ve diğer saydıklarımız belki de hala iyi günlerimizdir ! Tabii bu sizin olaylara, durumlara, yaşam biçiminize ve teknolojiyi hayatınızın neresine iliştirdiğinize ve kullanım alışkanlıklarınıza göre de değişen bir durum. Teknolojinin doğurduğu tüketme isteği ve bununla beraber paraya olan tapınılası ihtiyaca ne demeli peki ? Acaba parası olan ayıya sadece dayı demeye devam mı edeceğiz yoksa para için hayattaki varoluş erdemlerimizi bir bir yok mu edeceğiz, göreceğiz !

0