ALTIN 229,2210
DOLAR 5,3268
EURO 6,0476
BITCOIN 18,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

İDEOLOJİ, SİYASİ, TİCARİ

Sedat Çağırgan
FRM TV'de Blog Yazarı
25.01.2019

Rahmetli Uğur Mumcu’nun okuduğum ilk kitabı, lise yıllarımda tesadüfen gördüğüm “Tarikat, Siyaset, Ticaret” kitabıdır. Bu kitapta halkımızın DİN aracılığıyla siyasiler ve toplum önderleri  tarafından nasıl kullanıldığı, ticarette nasıl bir Pazar yaratıldığı anlatılıyordu.

1980 darbesinden sonra bu Pazar “muhafazakar – Laik” olarak iki ana gruba ayrıldı. Muhafazakar grubun bisküvi üreticisi başka, Laik grubun bisküvi üreticisi başkaydı. İşin ilginç yanı iki bisküvi üreticisinin de ürünlerinin hemen hemen aynı olmasıyıdı. Ama pazarları farklı.

Demek ki 1980 darbesinden sonra ideoloji de kendine bir Pazar yaratabileceğini fark etti.

Bu iki pazar halkı da siyasi ve ideolojik yönden tamamen birbirine ters kutuplardı. Ama bu insanları kullananların umurunda değildi bu ters kutupluk. Aksine işlerine geliyordu. Muhafazakarların izlediği TV kanalları, takip ettiği gazeteler farklı, bu kanallara, gazetelere reklam veren firmalar belli. Aynı şekilde Laik tayfanın izlediği TV kanalları, takip ettiği gazeteler farklı, bu yayın organlarına reklam veren firmalar belli.

İşin ilginç yanı; aralarında anlaşma varmış gibi kimse kimsenin müşterisini çalmaya çalışmıyor. Aksine mevcut müşterilerini kaybetmemeye çalışıyorlar. Kokutarak. Peki neden?

Ürününe güvenen üretici müşteri toplamaya çalışır. Bir üretici, müşteri kazanmak yerine rakibini kötüleyerek müşteri kaybetmemeye çalışıyorsa o üreticinin ürününde iş yoktur çünkü…

İşte burada devreye siyasetçiler giriyor. Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da birlik olup yedi düvele kafa tutup toprağını geri kazanan bu halkı ayrıştırmaya çalışıyorlar. Eğer bu halk birlik olursa;

Dandik malzemeyle üç kuruşa imal ettikleri sağlıksız gıdalar sorgulanmaya başlanacak, kalitesiz cihazlara karşı kampanyalar düzenlenecek, düşük maliyetli, halka hiçbir katkısı olmayan TV programları izlenmez olacak. Vatandaşı yolunacak kaz gibi gören ticari işletmeler kalitelerini yükseltmek zorunda kalacak. Bu da daha az kazanmalarına neden olacak.

İşte bu uyanışı engellemek için de siyasetçilere büyük iş düşüyor.

Halkı, siyasi veya dini düşüncelerine göre korkutarak ayrıştırmak.

Yunan işgali haricinde Osmanlıdan bu güne neredeyse bin yıldır Anadolu’da Ezan  sesi hiç kesilmemişken “Laiklik yayılırsa ezan susacak” yalanıyla muhafazakar kesim tarikatların kucağına,

“Muhafazakarlık yayılırsa Cumhuriyet yıkılacak” yaygarasıyla Atatürkçüler sahte kahramanların kucağına itildi son kırk yıldır.

 

Ve çok da güzel ayrıştırdılar.

Bir tarikat hocası bir Pazar yaratmış müritlerinden oluşan. Peygamber Efendimizi rüyada gösteren terlik satıyor.

Başka biri elini öpenin cennete gireceğini iddia ediyor.

Karşıt görüşteki Atatürkçü olduğunu iddia eden kesim de buna inan insanlarla dalga geçiyor. AMA;

Bu Atatürkçü arkadaşlar da Nutuk’u okumamış veya anlamamış olsa gerek, Atatürkçülüğü rakı ve leblebi tüketmek zannediyor.

Arkadaş! 1893’den 1923’e kadar, 57 yıllık ömrünün 30 yılı cephelerde, askeri kışlalarda geçmiş bir insan sizin yüzünüzden alkolik gibi damgalanıyor!

 

Sen, tarikat hocası “Peygamberi rüyada gösteren terlik” satıyor diye eleştiriyorsun dalga geçiyorsun. Öbür tarafta, Atatürk’ün ölümünden onlarca yıl sonra açılmış, Atatürk resimleri ile süslenmiş bir köşede etrafına iki sandalye, üzerine bir kadeh, bir tabak leblebi bir de “sonsuza kadar rezerve” yazılı not konmuş masa düzenleyen restorana müşteri olmaya ve çekmeye çalışıyorsun. “Bu herif ATATÜRKÇÜ” diye.

Senin o terlik satan heriften ne farkın var?

Muhafazakarlar din satıyor,

Güya Laik ve Aydınlar da Atatürkçülük.

Dini kesimi eleştirmeyeceğim. Onlar hiçbir zaman birey olarak “ben her şeyi bilirim” havasına girmedi. Hep “hoca”ya danıştı. Tarikat hocalarının talimatlarına uydu. O kesimi ayıltmak kolay. Sıkıntı “ben her şeyi bilirim” diyen güya aydın Atatürkçülerde…

Yok olmuş bir imparatorluğun köşeye sıkıştırılmış milletiyle kurduğu bir devleti 15 yıl gibi kısa bir süre içinde günümüz G7 ülkeleri seviyesine çıkartan bir insanın ideolojisini, O’na hitaben kitaplar yazıp kadehler kaldırmak zanneden Atatürkçülerde sorun…

Birisi kalkar Atatürk’ün hayatını belgesel çeker rezil olur. Birisi çıkar adına kitap yazar. Satışlar iyi olunca özel seri basar güya Atatürk’ü markalaştırmak için. Arkadaş! Adını tarihe ALTIN harflerle yazmış bir insanın hayatını dünyanın en iyi kâğıdına yazsan ne olur yazmasan ne olur. O’nun kurduğu ülkeyi bir adım ileri taşıyamadıktan sonra.

Atatürk gibi yapmalısınız. Fanatik dinci diye dışlamak yerine sahiplenmelisiniz. Masanıza evinize buyur etmelisiniz. Karşıt görüşü dışlamamalısınız. Rakı kadehli leblebili masalarda resim çekilmek yerine yobaz denilen insanların aralarına girmelisiniz. Onlara Atatürkçülüğün İslam düşmanlığı değil aksine İslam’ın kalkanı olduğunu anlatmalısınız. Atatürk adına kaliteli kağıtlara kitaplar yazmak yerine bizzat Atatürk’ün yazdığı Nutuk’u bu insanlara anlatmalısınız.

 

Peki neden bunlar yapılmıyor? Bu ayrıştırmada tek amaç ekonomik mi, para kazanmak mı?

Amaç sadece Cumhuriyeti yok etmek değil, Türk Milletini Anadolu’dan sürmek için önce bu sahte kahramanlarla inançlarımızı yok edecekler. Sonra bu sahta pazarla ekonomimizi yok edecekler ve en sonunda da önce bizi birbirimize yok ettirecekler. Sonra da üstlerimizden Şanlı Bayrağımızı altımızdan da toprağımızı alıp buradan, Anadolu’dan def edecekler.

İşte bu projenin adı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve burada asıl hedef 2050, 2071 falan değil 2096’dır.

Bop’un hedefi 2096’dır. Yani Büyük Aden vaadinin önündeki en büyük engel olan İslam’ın yok edilmesi. İlk haçlı seferinin bininci yıl dönümü.

Atatürkçü, Laik, Müslüman Türkiye Cumhuriyeti, hedef 2096’nın yani BOP’un  gerçekleşmesinin önündeki en sıkıntılı engeldir…

 

Eğer Türk Milleti,

Dinini, terlik satan hocalardan değil Kuranı Kerim’den,

Atatürkçülüğü, Atatürk adına kitaplar yazan filmler çeken insanlardan değil Nutuktan öğrenirse “TÜRKİYE CUMHURİYETİ SONSUZA KADAR YAŞAYACAKTIR.” Ve tabi ki İslam da…

 

BEN olmama vesile olan Uğur Mumcu’ya atfen.

Vurulursak ey halkım, unutmayın bizi…

0