ALTIN 219,2784
DOLAR 5,3243
EURO 6,0497
BITCOIN 18,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

‘HORMON’SAL MUHABBETLER !

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
02.04.2018

Son zamanlarda bir ‘sağlıklı ve organik yaşam’ modası sardı dört bir yanımızı değil mi ? 10 sene evveliyatına kadar böyle bir şey hatırladığımızı pek sanmıyorum ben mesela ! Organik pazarlar, ekolojik ürünler, mahalle ve sokak aralarının olmaz ise olmazı jimnastik aletleri, her sabah veyahut işten sonra yapılan yarım saatlik sağlıklı yaşam yürüyüşleri, daha fazla meditasyon ve yoga birazcık ta sağdan soldan aydınlanma ve alternatif tıp yöntemleri… Kirlenen ve hormon basan hatta ambalaja giren yeni dünyaya misilleme olarak doğan akımların sonucudur tüm bunlar belkide.
Bir yandan bu şekilde bir sağlıklı yaşama yolu ararken bir yandan da çeşit çeşit pizzaların, üzerine ketçap-mayonezi bolca sıkarak, hazır ve dondurulmuş gıdalarla beslenmeyi alışkanlık haline getirerek onları buzdolabımıza sokup, etin bile alternatifini tüketerek (salam-sosis-jambon) bütün bu emeği 5 dakika içinde mahvetmek de yine bize mahsus bir alışkanlıktan ibaret olmalı. Aslında pazarlardan köy domatesi, patatesi, soğanı vb diye aldığımız ürünler zirai ilaçların gelişmesi ve kullanımdaki kolaylığı nedeniyle böcek ilacından sinek ilacına, erken olgunlaşmasından renk vermesine kadar öyle allayıp pullayarak çeşit çeşit endüstri oluşturularak beslenip büyütülüyor ve sanki yediğimiz besinlere hiç zarar vermeyecekmiş gibi sunuluyor ya insan sağlığı için çok ciddi önem farzediyor aslında. Kimden neyden bahsediyoruz ki biz artık suyu bile ‘işlenmiş’ içmiyoruz mu ki ? Çocukken kana kana içtiğimiz o bir miktar faydalı olan klorlu musluk suyu bile bugün artık dilimizde pek yavan değil midir ki ?
Yediğimiz, içtiğimiz,soluduğumuz kısacası hayatın içinde ne var ise değişiyor, gelişiyor… İnsanlar bile artık doğal değilken neyi-kimi konuşuyoruz Allahaşkına? Ara ki bulasın arama zaten bulamazsın… Fiziken de ruhen de…
‘’Bu yeni nesil maşallah hep bir iri benim oğlan daha 16 sında’’ diyen bir annenin bu cümlelerini illaki duymuşsunuzdur. Bu kadar hormonu yediğin içtiğin herşeye yüklersen olacağı odur ! Salatalık bile yarım saatte gocuyor artık, senin oğlan mı gocamasın 16 yılda !
Kaçamıyorsun işte… İlla ki vücut bir şekilde bunu alıyor. Bir yandan sağlıklı besleneyim diye didinirken öte taraftan itekliyorlar sana kapitalizmin nimetlerini çaktırmadan ya da çaktıraraktan ! Adamlar senin genetiğinle oynuyor, sonra o genetik yapın bu hormonsal muhabbetleri tanımayarak biriktiriyor, dna nı bozuyor, kimyanı değiştiriyor. Bu hızla gidersek dünyanın sonu öyle vebadan ya da savaşlardan değilde kanserden ve türevlerinden olacak gibi görünüyor… Şimdi hal böyle iken insanların çocuk sahibi olamamasına da şaşmamalı haliyle. Eskiden böyle durumlara nadiren rastlanırdı şimdi hayatın her köşe başında rastlanıyor oldu. DNA bozuldu, sperm sayın düştü, yumurtaların işlevsizleşti. Sezeryan, tüp bebek, alternatif tıp aranır oldu…
Halimiz pek trajikomik… Çocukluğumuzda heryer pazardı, doğal olduğu ve zirai ilaç kullanımı pek yaygın olmadığı için organik demeye bile hacet edilmezdi, hani şimdilerin köy kahvaltıları falan o zamanlar böyle çekici de değildi, şimdi millet adına organik denilen pazara gitmek için feşmekan bir köyün pazarını bellemiş tee nerelerden nerelere üşenmeden gidiveriyor… Bakmayın siz salaş mekanlarda köylü olduklarına işin sırrı zaten orada… O kadar yolu gidip normalinden pahalıya almak herkesin işi de değil harcı da olmamalı… Biraz kalbürüstü olmak illa ki şart. Buraların ‘Şirince’ diye bir kasabası vardır köy kahvaltısı sunar misafirlerine üstelik marifetmiş gibi anlatılır ‘’Şirince’ye gidersen köy kahvaltısı yapmadan dönme’’ denir, ya da hem ot yiyelim sağlıklı olsun hem de gitmişken gezelim neşemiz olsun denilirse de Alaçatı’lara uğranılır da gelinir. Şimdilerde o kadar uzaklara da gitmeye gerek kalmadı herhangi bir mahallenin köşebaşını dönüyorsun gezen tavuktan, köy kahvaltısına, zeytinyağından, balına kadar herşey pek bir organik satılıyor nedense hep bu aralar… Allahtan ilçe belediyeleri de bu kervana ayak uydurmuş organik Pazar yerleri açıyor da dünya kadar yolu gidip birde üzerine kazıklanmıyoruz iyi ki ! Vay anam vay… Tutturan götürüyor işte kardeşim olan da yine hep vatandaşa oluyor.
Bu kadar (sözde) organik ürün pazarlayan işyerlerine tek bir şey soralım o vakit ;
Bırakın onu bunu da yeşil çekirdekli, biraz mayhoş, sulu ve etli domatesiniz var mıdır sizin onu bir söyleyin hele bize ? Tuzlayıp yesek yanında da biraz peynir olsa hani…

0