HİSLER RUHUMUZUN İLACIDIR

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
21.04.2018

Süregeldiğimiz, yaşadığımız, evrildiğimiz, büyüdüğümüz ve hatta olgunlaştığımız şu hayatın en olmazsa olmazı herhalde sevgidir. Piramidin en tepesine yerleştirip varoluşumuzun benziniyle bağdaştırırız onu. Sevgisiz olmaz deriz hem olunur mu ki zaten sevgisiz ? Sevgi güzelliktir, güzellik de görecelidir. Ama hayatta herkes için kimi standartlar da yok değildir.
Bazı zamanlar ya da bazı sabahlar yataktan kalktığımızda kendimizi iyi hissetmediğimiz sıkça olmuştur. Ben kendimi hep iyi hissediyorum, hep neşeliyim, hayat doluyum, pozitifim etrafıma sürekli gülücükler dağıtırım diyen bir kişi de herhalde yoktur. Yaşamın her evresinde bu şekilde davransaydık herhalde Polyana dan pek bir farkımızda olmazdı. İnsanız ve duygularımız var. Bizi biz yapan duygularımız… Kimi zaman iyi kimi zaman standart kimi zaman da yoğun. İnsanları makinelerden ayıran en önemli özelliğimiz duygularımız. İsterseniz dünyanın en iyi meditasyon ustası olun isterseniz de en uzman psikoloğu ! Başkalarının ruhuna iyi gelmek için çabalayanlar ve bunun uzmanları olanlar hiç mi duygularında iniş çıkış yaşamazlar. Tabiki böylesi bir duruma inanmak söz konusu dahi olamaz. Sadece olası olumsuz ruh hallerini baskınlama ve kontrol altına alma çabaları bizlerden daha hızlıdır o kadar. Terzinin kendi söküğünü dikemediği, insanları hep güldüren o stand-up ustalarının aslında ne kadar duygusal olduklarını ve hayatlarını hiç de böyle göründüğü gibi yaşamadıklarını var sayarsak bu örneklemelerle demek istenilenleri daha iyi kavrarız.
Kendimizi pek de iyi hissetmediğimiz o zamanlarda toplum içinde dolaşırken belki bir alışverişte, belki bir fatura kuyruğunda, herhangi bir banka memurunun veznesinde ya da otobüs durağında beklerken bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde ortamın sürüklediği şekilde insanlarla iletişimde bulunup etkileşim yaşarız. İşte bu negatif ruh hallerimizin birinde feşmekan bir yerde yaşanan bir diyalog, bir gülümseme, mimik, bakış ya da ses tonu ile (siz ne derseniz deyin) bir şekilde ilişki kurduğumuz ve pozitif bir enerji aldığımız kişiyle ruhumuzun okşandığını hissedip mutlu olur, kendimizi çok daha olumlu ve gülümsemesi bol bir dünyanın içinde hissederiz. Tabii bu “ruhumuzun okşanması” vaziyetlerine de bir açıklık getirmeli !
Özellikle ve genellikle bu ruh okşanması durumu karşı cinsin bize geçirgenlik sağladığı bir halet-i ruhiye halidir. Kendinizi iyi hissetmediğiniz bir anda aniden beliriverir ve sizi mutlu eder. Psikolojinize iyi gelir ve terapi eder. Böyle insanları kaybetmek istemez ve hep onunla vakit geçirebilmenin yollarını arşınlarız. Yeni tanıştığımız veyahut daha önceden tanıdığımız birinden alınan bu sinerjide aslolan hissi devamlılıktır. Bunu şöyle de açıklamak mümkündür : Hayat arkadaşı seçiminde katları, yatları, bol parası ve çok iyi bir istikbali olan birisini tercih etmek hayatınızın gerikalan evresinde belki bir çok gerekçe sunabilecek ve yaşamınızı kalburüstü şekilde idame ettirecek garantileri sağlasa da tüm bunlar ruhunuzu doldurmuyor ve sizi maneviyen mutlu etmiyorsa bir hiçtir. Hiçbir maddi kudret maneviyatın yerini tutmaz. Aynı evin içinde ve bundan sonra bulunacağınız nice yerlerde yıllarca beraber geçirilecek her vakitte eğer ruhunuzu okşanmıyor ve size iyi gelmiyorsa bu bir ızdırap olacaktır.
O zaman Allah; Ruhumuza, gönlümüze, psikolojimize iyi gelen ve yanında mutlu olduğumuz insanlarla karşılaştırsın bizi…
Son olarak da şunu söylemek isterim : Bu işler öyle çarşıda pazarda peynir-ekmek gibi satılan şeyler değildir. Ne zaman, nerede, hangi yerde karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Hislerimizin keyfine muhtacız ve onun esiriyiz. O ne zaman tamam derse o zaman doğru zamandır. Ayrıca birilerinin ruhuna iyi geleceğim diye boşuna da çabalamayın. Bu öyle çalışmakla olabilecek birşey değildir. Siz ne yaparsanız yapın hislerin ötesine geçemezsiniz. Ama yok illa deneyeceğim de derseniz belki emek vererek birşeyleri değiştirebileceğinizi de bilmemiz yeter. Hisler ruhumuzun ilacıdır… Haydi rastgele !

0