ALTIN 208,6255
DOLAR 5,3184
EURO 6,0734
BITCOIN $5.297
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

Ev’lenmek Hayal mi Oldu ?

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
31.10.2018

Çoğumuz esnaf ya da memur çocuklarıyız ve tek maaş ile ev döndüren, geçindiren kuşakların tam ortasında yetişen bireylerdeniz. İdare etmenin ve bu kültürle yetişen çocukluk ve gençlik yıllarını unutamayız. Marka ürünler alıp giymek, ya bu günkü kadar kolay ve moda değildi ya da bu işler o kadar tercih sebebi olmuyordu. Bunları söylerken sosyal medya ile sektörleşen ve herşeyi ticarete döken bir anlayışın da ivmelenmesi marka takıntısını da beraberinde getirdi desek sanırım yanlış söylemiş olmayız. Tabiki eskiye nazaran ihtiyaç yelpazesinin genişlemesi de paranın pul olmasını sağlayan diğer hatta ana sebeplerin başını çektiğini de yadsımadan söylemeliyiz. Bu değerler ışığında yola çıkarsak ve tüketim çılgınlığını da bu sepetin içine katarsak ”Eskiden paranın bereketi var mıydı yok muydu ?” sorusunun cevabını tam olarak bulabileceğimiz kanısında olmadığımızı öngörüyorum.
Lakin burada tartışma konusu olmayacak kadar net, grinin elli tonunu barındırmayacak kadar şeffaf bir gerçeklik var ki deyim yerindeyse bu vaziyet tam da ”Evlere şenlik !” Ama bir farkla… Evi olana şenlik !
Tek maaş ile büyümüş bir esnaf çocuğu olarak hem başımızı sokabilecek bir daire sahibi olunabileceğini hem de o tek maaşla ev döndürülebileceğini sadece ben değil sanırım çoğumuz hatırlıyor olmalıyız. Bizim kuşak ebeveynlerinin ikisinin birden çalışması çok sık rastlanan bir durum olmasa gerek. Belki yüzde seksenimiz tek maaş ile büyümüş bireylerden oluşuyoruz ve esnaf memur kesimini temsil ediyoruz. Peki günümüzde bir eve çift hatta kimi zaman üç maaş girmesine ve bankaların da şakır şakır kredi dağıtmasına rağmen neden hala Ev’lenemiyoz ya da ev sahibi olamıyoruz ?
Özellikle son 10 senenin enflasyon oranını baz alarak maaşların da aynı doğrultuda arttığını göz önünde bulunduralım. Bu hesaba göre daire fiyatlarının da enflasyon ekseninde artması gerekiyor olması lazım değil mi ? İşte asıl kopuş da tam burada yaşanıyor. Enflasyonla paralel maaşınız artarken, konut fiyatları her sene +2 kat artarak yükselince aradaki makası her geçen sene yükseltip konutta alım gücünü düşürerek günden güne, seneden seneye ‘EV’ lenmeyi zorlaştırıyor haliyle ! Babadan, atadan gelecek olan mirasa kulak kabartan el ovuşturan bir nesil olup çıkılıyor sonra ! O’ da yoksa düşene de bir tekme vurmaktan beter eden piyasa seni ömür boyu ev kredisi ödemeye mahkum eder düzeye sürüklüyor ! Peki ama bu nereye kadar gidecek buna bir dur diyen olmayacak mı, bu balon gibi yükselerek şişen ücretler bir yerde patlamayacak mı ? Ha patladı ha patlayacak derken kısmen patladı da…
Geçtiğimiz aylarda yaşanan küresel ekonomik kriz ve bunun ülkemize yansımaları ile birlikte Dolar ve Euro’nun yükselmesiyle birçok kalemde ücretler artarken, konut fiyatlarında artışı pek göremedik. Oysa ki bu denkleme göre en çok da konut fiyatlarının artması gerekiyordu. Elbette ki bunda kredilerin yükselmesinin de bir etkisi olmuştur, olacaktır ama kurdaki hareketlilikten önce 500 bin lira olan evi kurdaki yükselişe rağmen 350 bin liraya indirmekte açıklanamaz bir vaziyettir ! Aslında önüne gelenin, ya da parayı bulanın ticarete ilk müteahhit olarak adım atması da bu işte yıllardır çok iyi para olduğuyla açıklanabilir. Bununla paralel en iyi yatırım aracının daire olması da bu realiteyle söylenebilir. Para bu işlerde olunca ülke şantiye sahasına döner, yeşil alanların hunharca katledilmesini sadece üzülürek izleriz, izledik, izliyoruz da.  Meğersem ne kadar zenginmişiz. Ardı arkası kesilmeyen siteler, gökdelenler, alışveriş merkezleri, daireler… Televizyon reklamlarında milyon fiyatlarla satılan ve ucuzmuş gibi, kampanya yapıyormuş gibi millete yamamaya çalışılan pazarlama yöntemleri vs.  Oh olsun ! Bu şantiye sahalarında yükselen konutlardaki milyonlarca daire hem yüksek fiyatlara alıcı bulamadı hem de şişen fiyatlar nedeniyle müteahhitlerin elinde patladı. Para parayı çekiyor tabii ya fiyatlar neredeyse yarı yarıya düşünce piyasanın bu durgunluğu yine elinde nakdi olana yaradı. Her şerde bir hayır vardır derler. Belki de içinden geçtiğimiz bu krizin bize kazandırdığı en önemli getiri ev fiyatlarının düşmesi ile yaşandı. Eee bir yerde patlayacaktı zaten, bu hızla devam edilseydi sanırım ömür boyu vade ile ev sahibi olma seçeneği yeni kuşakların olmazsa olmaz çilesi olacaktı, en azından şimdilik bu seçeneği son gelişmelerle rafa kaldırılmış olduğunu gördük çok şükür !

0