ALTIN 174,7216
DOLAR 4,0385
EURO 4,9922
BITCOIN $8.263
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

BİR ADAM…

Ayhan Oytun
FRM TV' de yazar
19.12.2017
A+
A-

Kalın, çok kalın duvarlarım var dedi adam… Çin seddinden daha uzun, Berlin duvarından daha yorgun. Üstelik tabulaşan alışkanlıkların yanında sıradanlaşan yalnızlıklar da tuzu biberi hayatın ! Getirileri de var elbet, Bir kalıba sığamayacak kadar geniş özgürlükler, bunun yanında da sonsuz ve engin görünen ve hiç bitmek tükenmek bilmeyen de ümitler var…
Kendi halinde yaşayıp giderken ve ayrıca da bu vaziyetlere alışmışken şirazesini kaybetmekten korktu adam ! Yaşıyoruz işte, yaşıyoruz kendi halimizle… Şimdi durup dururken ve bu sıradan hayata da alışmışken belli belirsiz bu kurulu düzene çomak sokulmasını istemezdi ki adam ! Belki de aşk hiç yoktu ve olmayacaktı, belki de hiç aşık olmamıştı… Dertsiz başına dert alacak ve alangirli bir maceraya atılacak gücü görememiş olamaz mıydı ? Kendi haliyle mutluydu ve kendi kendisiyle yaşamaya alışıktı sadece bu yüzden bile bir başkasının hayatına girmesine dahi bencil olabilirdi. Bu bahane bile saydam ve kolay geçirgen olamayışında etkendi. Beyaz atlı erkeğini bekleyen kadınlar olduğu gibi beyaz gelinliğini giymiş kadınlar da olabilirdi elbet ! Zaten olsundu diye de hiçbir gayret göstermiyordu ve sadece orada oracıkta öylece kaskatı kesilmiş bekliyordu. Belki de birgün onunla bir yerlerde bir şekilde karşılaşacağını biliyor ve onun için hiçbir gayrette de bulunmuyor olabilirdi ama bunun kesin bir olgu olduğundan da emin değildi. Çok mutluymuş gibi yaşanan ama gerçekte öyle olduğunu düşünmediğini varsaydığı ikili ilişkiler dolayısıyla mı, yoksa bir limited şirket gibi menfaat üzerine kurulan hayatlara tanıklık ettiği için mi adım atmak istemiyordu ? Duygularının körelmesine sebep olan başka şeyler de var mıydı ? Kaç kilo emeği kaç kucak dolusu sevgiyle harmanlarsak iyi olurdu ? İçine ne kadar para, adalet ve dürüstlük katmalıydı ? Hangi güçlü kadın adamın bu kurulu düzenini parçalayıp yerle yeksan ederek, tüm işleyişi yeniden oluşturup kartları yeniden dağıtabilme cesaretini gösterebilirdi ? Peki adam, hangi kadının bu kurulu düzeni yıkmasına seyirci kalabilirdi. Kıstas neydi ve ne kadarına güvenebilirdi ? Yolların eskisi kadar sakin ve tekin olmadığını adı gibi biliyordu çünkü iki kişilik bu serüvende terk edileni de, bozguna uğrayanını da sırtından bıçaklayanına da tanıklık etmişti adam. Bu kadar diyet ödemenin karşılığında hüsrana uğramak da vardı, yolculuk esnasında dıpdızlak kalmak da… Bitmek tükenmek bilmeyen soruların içinde boğuşan bir kadın bununla boğulan bir adamla ne kadar mutlu olabilirdi… ? Olamadı da zaten….

0