FRM TV

SİYASETÇİNİN İNANDIRICILIĞI VE ECEVİT

Murat Akdeniz’in 24 Eylül 2017 tarihli yazısı.

Murat AKDENİZ

Murat AKDENİZ

FRM TV'de Blog Yazarı

Bugün siyasi tarihimize damga vurmuş bazı önemli politikacıların katıldıkları çok eski yıllara ait birkaç programı internet üzerinden izledim. İzlerken de aklımda hep bir soru vardı. Bülent ECEVİT, Süleyman DEMİREL gibi siyasetçiler en zor zamanlarında dahi hitap ettikleri kitleleri peşinden sürükleyebilen, oy vermeyen kesimlerden dahi bazılarının saygınlığını kazanabilen politikacılar oldular. Peki bugünün politikacılarına baktığımızda neden dağa taşa adı yazılacak böylesi bir tabloyu göremiyoruz? Dün O’nlar neler yaptılar da halk heyecanla peşlerinden gitti. Bugün neden insanlar büyük ölçüde oylarını bile sadece karşı parti kazanmasın diye “kerhen” veriyor? Bu konuda birçok politikacı üzerinden bu sorulara cevap arayabiliriz elbette. Ancak bugün, 6 kasımda aramızdan ayrılışının 11. Yılında kendisini saygıyla anacağımız rahmetli Bülent ECEVİT örneğinden hareketle bazı çıkarımlar yapacağız.

Türkiye’de her ne kadar siyaset kurumu kendine başarılı ve örnek bir alt yapı oluşturamamış olsa da, büyük ölçüde kendi yetenekleriyle başarıya ulaşmış politikacılar da elbette yok değil. Burada siyasi yelpazenin farklı alanlarından örnekler vermek mümkün. Ancak başlangıçta da bahsettiğim üzere, Türk siyasetinde toplumsal belleğimizden silinmeyecek izler bırakan Bülent ECEVİT örneği üzerinden bir değerlendirme yapacağız. Karaoğlan lakabıyla siyaset tarihimize damga vurmuş önemli bir siyasetçi. Ateşli kürsü konuşmalarıyla, samimi tavır ve davranışlarıyla, nazik üslubuyla, ancak aynı zamanda idealistliğiyle Anadolu’nun en ücra köylerinde, kasabalarında bile fanatik “Ecevit’çiler” yarattı. Üstelik destekçileri de öyle güç bu tarafta olduğu için o tarafa yönelen, bu kaybederse ben de şuraya geçerim diye düşünen insanlar değil, dağa taşa “Karaoğlan” yazan, evlerinin baş köşesini ECEVİT fotoğraflarıyla süsleyen, gönül bağıyla bağlı kitlelerdi.

Ecevit efsanesi, eşi Rahşan ECEVİT ile birlikte, köy köy kahvehane kahvehane gezip köylüyle, sokaktaki vatandaşa sandalye üzerinde söylediği ateşli, heyecan verici nutuklarla başlamıştı. Tabi burada bir başka güzel örneği de belirtmek gerekir. Yolun en başında yanında olan eşi Rahşan Hanım, en zor zamanlarında da yanında oldu Bülent ECEVİT’in. Tıpkı yaşamında olduğu gibi politik hayatının da sonuna kadar daima omuz verdi şair ruhlu eşine.

Halka daima “kendi doğrularını” söyledi ECEVİT. Adı yalanla, yolsuzlukla anılmadı hiç. Bir başbakan olarak Kartal marka arabaya bindiği için aşağılamaya, alay etmeye kalkan soytarılar da oldu. Ayakkabısını boyasız görünce kendince kafa bulmaya çalışan dangalaklar da. Ancak Türk siyasetinin gördüğü bu en naif, en beyefendi ve dürüst politikacılarından olan Bülent ECEVİT, halka kendini kabul ettirmiş, “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla başlayan ve Kuzey Kıbrıs’ın kurtarılmasıyla sonuçlanan Kıbrıs Barış Harekatıyla da Kahraman olmuştu.

Kıbrıs barış harekatının yanı sıra başta madenciler olmak üzere, çalışanlara kazandırdığı haklar ve aynı zamanda emekçi kesime verdiği büyük destek ve sergilediği omuz omuza duruş da O’nu Karaoğlan yapan unsurlardandı. Diğer yandan Türk halkının ATATÜRK’ten sonra, tüm siyasetçilerde görmeyi arzu ettiği “bağımsızlıkçı” bir politika güdüyor olması ve hatta bu uğurda suikast tehditlerini dahi kararlılıkla karşılayıp yoluna devam etmesi de 70’li yıllarda halkın sol ideolojiyi temsil eden bir siyasal partiye yüzde 41 gibi en yüksek oyu vermesini sağlayacaktı.  A.B.D. nin yıllar süren baskıları sonrasında 1971 yılında yasaklanan haşhaş ekimini, Ecevit önderliğindeki C.H.P. – M.S.P.  koalisyon hükümetinin kaldırması da hem çiftçinin ve hem de tam bağımsızlık yanlısı tüm kesimlerin saygı ve takdirini kazandırmıştı. Aynı zamanda, defalarca suikast girişimine uğramış olan ECEVİT, dönemin başbakanı Süleyman DEMİREL’den kendisine karşı Taksim mitinginde saldırı olacağı istihbaratını ileten gizli bir mektup alır. Daha 29 Mayıs 1977 tarihinde İzmir Çiğli’de suikast girişimine uğrayan Bülent ECEVİT bu mektuba radyodan, “ben yarın Taksim’de olacağım” yanıtını vermiş ve siyaset tarihimizin en coşkulu mitinglerinden birini gerçekleştirmiştir. Bunlar da ECEVİT’in gerektiğinde yaşamı da dahil olmak üzere her türlü bedeli ödemeye hazır olduğunu halka net biçimde anlatmıştır.

1980 Askeri darbesi ne yazık ki ülkeyi her anlamda geriye götürdüğü ve Türkiye için bir bakıma karanlık bir geleceğin alt yapısı olduğu gibi, Ecevit siyasetini de aynı ölçüde vurmuştu.

Rahmetli ECEVİT’in siyasette yaptıklarının doğruları, eğrileri kuşkusuz yıllar sonra da tartışılacaktır. Ancak çok açık bir gerçek de tüm çıplaklığıyla karşımızda durmaktadır. O da ECEVİT’in siyaset hayatı boyunca halkta bir karşılığının olduğu gerçeğidir.

Peki bugünün politikacılarında halkta arzu edilen karşılığı yakalama, kitlelerde o heyecanı yaratma, oy vermeyen kesimlerin dahi saygınlığını kazanma konusunda eksik ya da yanlış olan şeyler neler ve neler yapılması gerekiyor. Bu soruların cevabını da yazımızın 2. bölümünde, kendi akıl süzgecimizden damıttıklarımız doğrultusunda sizlerle paylaşıyor olacağız. İyi pazarlar.

 

0
BU YAZIYI SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
9 EYLÜL - 5 Eylül 2017
GENÇLİK VE SİYASET - 20 Ağustos 2017
İYİ Kİ VARSIN EREN - 13 Ağustos 2017
MERHABA - 10 Ağustos 2017