FLAŞ HABER
FRM TV

SEVDİKLERİNİZ İÇİN. SAKIN ÖLMEYİN

Sedat Çağırgan

Sedat Çağırgan

FRM TV'de Blog Yazarı
  • 19 Mart 2016
  • 0 YORUM
  • 36 KEZ OKUNDU

Azad bir kuştum, yuvamdan uçtum.

Yollara düştüm ay, bu genç yaşımda.

 

Bir kurşun geldi, göğsümden vurdu.

Toprağa düştüm ay, bu genç yaşımda.

 

Al beni. Sen al yanına, sar beni sar kollarına.

Küçücük bir kalbim var, sar canım avuçlarına.

 

Kırgınım size, son yolcu kuşlar.

Her yer karanlık ay, sönmüş ışıklar.

 

Al beni sen al yanına, sar beni sar kollarına.

Küçücük bir kalbim var, sar canım avuçlarına.

 

Terörle mücadelede silahımı alıp gider savaşırım diyen klavye delikanlılarından bol miktarda var aramızda. Klavye delikanlısı değilim ama ben de giderim diyorsanız şu sorularımı cevaplayın; (Bayanlar 7 paragraf atlayabilirler. Bu ara kısım biraz sıkıcı gelebilir onlara)

7,62 lik mermi kovanında kaç gram barut olması gerekiyor?

Görev yeriniz sokak araları. Cephaneliğe girdiniz. Hangi tabancayı seçersiniz? Baretta mı, Sig sauer mi yoksa 15 metre mesafeden duvarın arkasındaki insanı bile öldürebilen 50 kalibrelik Desert Eagle mı? Yoksa çok güzel bir tasarımı olan 8 cm namlu uzunluğundaki 6 patlar Smith Wesson mu?

Tabancanızı seçtiniz. Peki ya tüfek olarak ne seçeceksiniz? G3 mü, AK-47 mi, M16 mı, M4A1 mi yoksa AK-45 mi yoksa MP5 mi?

Yukarıdaki oyuncaklardan işinize yarayacağına inandıklarınızı seçtiniz. Yedi kişilik timinizle birlikte 12 teröristi sokak aralarında kovalamaya başladığınız sırada yağmur başladı.

İşte, “silah alır giderim.” Demenin o kadar da kolay olmadığı nokta da tam burada.

Şehir çatışmalarında uzun namlulu silahlar yani tüfekler dezavantajlıdır. Sokak aralarında namlu ne kadar uzun olursa sonraki hedefe nişan alma süresi de uzar bu da ölmeniz demektir. Bu yüzden AK-45 yada MP5 öneririm. Kışladan G3 alarak çıktıysanız atın gitsin. Yağmurda ateşleme yapmayabiliyor ve namlusu çok uzun. Sizi yarı yolda bırakacak. Tabancanızı kullanın. Ama o da ne? Sırf güçlü diye Desert Eagle almışsınız yanınıza ama şarjörü 7 mermi alıyor ve bu silahla 90-100 kiloluk kas yığını özel harekat personeli bile tek elle atış yapamıyor. Çatışmada çuvallıyorsunuz. Yada güzel görünüyor diye Smith amcayı tercih etmişsiniz. Onunda 6 mermi kapasitesi var ve mermi yüklemesi uzun sürüyor.

Sonuç?

Azrail’i hiç gördünüz mü? Bilinenin aksine, Azrail ruhu bedenden ayırmaz. Bedenden ayrılmış ruhu alır gider. Yani ruhunuzu bedeninizden ayıran Azrail değil sizin yaptıklarınızdır. Sizi Azrail mi kanser ediyor zannediyorsunuz? Yada Azrail mi diyor size “Şurada keskin nişancı var. Armut gibi kendini göster de arkadaşların herifin yerini tespit etsin. Ama sonrasında sen benimsin” diye?

Bilgisayar oyunlarındaki gibi yüzlerce silah, binlerce mermi taşıyamayacağınıza göre yukarıda yazdığım Azad bir kuştum/Ölüm çiçekleri isimli, Oya Küçümen ve Bora Ebeoğlu’nun seslendirdiği şarkı Türk Bayrağına sarılı tabutunuzun arkasından sizin için gelecek.

 

Hiç düşündünüz mü? (Yazının buradan sonrası, beyninin vücudunun ortasında değil de vücudunun en üstündeki kafatasının içinde ikamet ettiğinin bilincinde olan homosapienler içindir! Bu satırı anlamayanların okumasına gerek yoktur.)

 

Neden ecelimizle ölemiyoruz? Neden hep bir şeyler için ölmemiz daha doğrusu öldürülmemiz gerekiyor?

“Aşk için ölmeli. Aşk, o zaman aşk” diye diye terk edilen sevgililer eski sevgililerini öldürür oldu.

“İnançların için öl, öldür” diye diye aynı peygambere inanan insanlar bile sırf ibadetlerini başka yerde gerçekleştiriyor yada namazda rüku pozisyonunu farklı yapıyor diye ekmek doğrar gibi birbirini doğrar oldu.

“Vatan için öl” diye diye artık insanlar pisi pisine şehit olur oldu. Eskiden meydan savaşları olurdu. Takviye birlikler yetişene kadar insanlar hayatlarını feda ederek ordusuna zaman kazandırmak için şehit düşerlerdi peki şimdi?

Keskin nişancının yeri tespit edilene kadar kaç askerin, polisin armut gibi ortaya çıkıp kendisini düşmana hedef yapıp ölmesi gerekiyor?

Dedelerimiz de kurtuluş savaşında hem meydanlarda hem şehirlerde savaşmıştı. Bir günde İzmir’i Yunan’dan temizlemişlerdi. Peki bugün onlarca teknik imkana rağmen Manisa’nın Demirci ilçesinden daha küçük il ve ilçeleri neden aylardır temizleyemiyoruz?

Düşmanı ayırt etmek çok mu zor?

Sen Devletsin. Sana silah doğrultan, dil uzatan, silah doğrultanın yanında olan, ona destek olan herkes düşmandır.

Birileri teröristlerle savaşı dünya savaşı gibi büyük bir şeymiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Ve bu savaşın bitmesini hiç istemiyorlar. Bunu yapanlar ve yapanlara destek olanlar, benim askerime kurşun sıkanları Habur’da örgüt paçavralarıyla, davullarla karşılayıp benim savcımı ayaklarına gönderip masumiyet belgelerini verdirenlerdir. Emrinde bir milyon silahlı uçaklı ve gemili gücüne ek olarak mitinglerde de gördük hali hazırda kefenini giymiş binlerce de taraftarın varken sekiz bin silahlı teröristle mi baş edemiyorsun?

Tamam Devletimiz için ölelim. Peki biz öldükten sonra Devletimiz arkamızda bıraktığımız sevdiklerimizi bizim gibi koruyup, kollayıp sevecek mi? Yoksa elektrik faturası tutarında aylık maddi destek verip unutacak mı?

Ben öldükten sonra, etrafımdaki bütün teröristler yok edilecekse tamam ben hazırım. Ama benden sonra da arkadaşlarım, sevdiklerim teröristlerce öldürülecekse ve devlet bunu engelleyemeyecekse kusura bakmayın. Ne sevdiklerim için ölürüm nede devletim için. Sevdiklerim ve devletim için yaşamaya devam ederim.

Askeri uygulamalarda emir komuta zinciri kopmuşsa yada emir makamı saçmalamaya başlamışsa en güvenli taktik gerilla savaşı denilen ve hayatta kalma temeline dayanan tekniktir.

Özetle,

Sizi yönetenlerin amacı, sizi değil kendi çıkarlarını korumaksa ölmeyin, ölüme gitmeyin. Sevdikleriniz için, devletiniz için, kendiniz için YAŞAYIN. Bu millet son bin yılda bu topraklarda üç tane devlet kurdu. Millet var olduğu sürece ismi değişse de bir devlet mutlaka olur. Ama millet olmazsa devlet de olmaz.

Devletinizin devamlılığı ve sevdiklerinizin güvenliği için ölmeyin, YAŞAYIN.

 

 

19.03.2016

Bu yayını değerlendirin
Bu yayına toplam: 0 kişi puan verdi. Genel: (5 üzerinden) 0
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
HEP UÇKUR - 15 Ağustos 2017
HAYVAN SEVGİSİ VE ÇİP - 11 Temmuz 2017
TAPINAK İMAMLARI - 22 Mayıs 2016
KALÇA MI? IQ MU? - 7 Mart 2016
ÖZGÜR MÜSÜNÜZ? - 29 Şubat 2016
ASALIM GİTSİN - 21 Şubat 2016