FLAŞ HABER
FRM TV

KİŞİSEL BİLGİ GÜVENLİĞİ

Sedat Çağırgan

Sedat Çağırgan

FRM TV'de Blog Yazarı
  • 06 Şubat 2017
  • 0 YORUM
  • 71 KEZ OKUNDU

İlk bilgisayarımda harddisk denilen sabit sürücü yoktu. 1989 yılında bilgisayar satın alırken seçenekler şunlardı.

Harddisk olsun mu?

İşlemcisi ne olsun?

Ekran renkli mi siyah/beyaz mı olsun?

Bu üç seçenek fiyatı çok değiştirirdi. Bu yüzden ilk bilgisayarım sabit sürücüsüz, 1 MB Ram (Bugünkü bilgisayarların 1/4000 kadar) ve renkli ekrandı.

O tarihlerde bilgisayarın hoparlörünsen insan sesi çıkartabilmek büyük bir başarıydı. Bu sesi çıkartabilecek programlara sahip olmak ise ayrıcalık.

Yıllar geçti, bırakın bilgisayarın “A” sesi çıkarmasını, müzikler ve filmler hepsi bilgisayarda yapılır ve izlenir oldu. Bilgisayar kullanmaktan az anlayan insanlar bile çok kolay bir şekilde istediği videoyu yapabiliyor. Bugün insanlar her şeylerini bilgisayarda saklıyorlar.

Dönem ödevini Bilgisayar dersinden almış, ödev teslim süresine bir hafta kala bir bilgisayar virüsü yüzünden bütün çalışması çöpe gitmiş birisi olarak teknolojiye hiç güvenmem ve o yüzden yedeğin yedeğinin yedeğini alırım o günden beri.

Yıllar önce bir proje ile insanların sigorta gün sayısından banka hesap durumlarına kadar her şey vatandaşlık bilgileri adında tek bir bilgisayarda toplandı. O dönem bir çok bilişim uzmanının itirazına rağmen. İtiraz şöyleydi; “kullandığınız bilgisayar sistemi dünyanın en savunmasız ve en kötü sistemi. İnsanların bilgileri çalınacak…” Bu uyarı dikkate alınmadığı gibi önlem de alınmadı. Birkaç yıl önce polis birilerini avukatlara DVD içinde vatandaşların adres ve mali kayıtlarını satmaya çalışırken yakaladı.

Bu, adaleti uygulamaya çalışan yasa dışı bir eylemdi. Daha tehlikeli bir uygulama alanı olabilir mi?

Kesinlikle “Evet”.

Bu bilgiler incelenerek mali yönden çıkmazda olan, akrabası olmayan, para için her şeyi yapmaya hazır olan insanlar çok kolay tespit edilebilir ve bağlantıya geçilebilir. Potansiyel canlı bombalar (her şeyi yapmaya hazır, geleceğini düşünmeyen.) bilgisayardaki birkaç  filtrelemeyle tespit edilebilir.

Bu artık devletin sorumluluğunda. Biz sadece bu bilgilerin güvenliğinin sağlanması için baskı yapmakla mükellefiz. Diğer yandan bizim de yapmamız gereken bazı görevlerimiz var.

Ben, elimden geldiğince kendime yada arkadaşlarıma özel hiçbir bilgi, resim ve video gibi şeyleri internete koymamaya çalışırım. Sosyal medya hesabımdaki iki binin üzerindeki fotoğraftan sadece birkaç yüz tanesinde arkadaşlarımın resmi var hiçbir tanesinde yüzleri etiketlenmedi. Yapılmamasını da tavsiye ederim.

Bir internet sistemi banka gibidir. Banka hesabınızda ne olduğunu siz ve banka bilir. İnternette de siz ve servis sağlayıcılar. Bir e-posta adresi alırken yada bir internet sitesine üye olurken uzunluğuna bile bakmadan onayladığınız hizmet sözleşmesini hiç okudunuz mu? O sözleşmede şöyle bir madde var; “kişisel bilgilerimin reklam amacıyla paylaşılması ve buna göre tarafıma reklamlar gönderilmesini kabul ediyorum.”

e-posta adresinize yada facebook gibi sitelere girdiğinizde kenarlarda beliren reklamlar var ya. İşte o reklamlar sizin girdiğiniz sitelere ve size gelen e-postaların içeriklerine göre belirleniyorlar. Bazen sosyal medyada uyarı paylaşıyorsunuz ya; “kişisel bilgilerimin iznim dışında paylaşılmasını onaylamıyorum” diye. Bu maddeye itiraz ediyorsanız üyeliğinizi sonlandırmanız gerekiyor.

Buraya kadar sıradan ve en masum tarafı.

En kötü ve düşündürücü tarafı da fotoğraflar. Devlet bir yasa çıkarsa ve “Farklı açılardan çekilmiş fotoğraflarınızı yüz tanıma sistemi için vermek zorundasınız” dese isyan çıkar. Ama siz bunu gönüllü olarak ve daha kaliteli bir şekilde sisteme kendiniz ekliyorsunuz. Farklı çözünürlüklerde, farklı ışık tonlarında ve farklı açılardan çekilmiş onlarca fotoğrafınızı internete koyup fare ile yüzünüzün ortasına tıklayıp etiketlediğinizde yüz tanıma sisteminin veri tabanına destek oluyorsunuz.

Diğer bir tehlike ise cep telefonları. İlk cep telefonumun SMS gönderme özelliğinin olmamasını özlüyorum. Bugün cep telefonları bilgisayarlardan daha çok tercih ediliyor ve bankacılık işlemleri dahil bir çok amaç için kullanılıyor. Üreticilerin ve bazı servis sağlayıcıların hizmet dediği Drive, Bulut gibi bazı yöntemlerle telefonlarınızdaki başta fotoğraflar bir çok belge hiç bilmediğiniz bir ülkede hiç bilmediğiniz kişilerin güvenliğini sağladığı bilgisayarlarda saklanıyor. Milyon dolarlık ihalelerde firmalar neden bölge ofislerine fiyat teklifleri gibi belgeleri e-posta ile birkaç saniyede göndermek yerine binlerce lira masraf yapıp elden teslim ediyorlar hiç düşündünüz mü?

Bazı servis sağlayıcılar IP CAM kampanyalarıyla evinizde bulunmadığınız zamanlarda evinizi gözetlemeniz için size fazladan fatura kesmeye çalışıyor. Acaba amaç sadece fatura kesmek mi? Hiç tanımadığınız insanlar sizin haberiniz olmadan sizi ev ortamında izleyecek. Bu hoşunuza gider mi? İnternetin en gerçek tarafı; “Siz görebiliyorsanız başkaları da görebilir.”

Okumayı sevmeyen bir toplumuz.

Fazla uzatıp yormak istemem.

Özetle diyebilirim ki;

“İnternete konulan her bilgi, sokağa park edilmiş otomobil gibidir. Yeteneği olan herkes elde edebilir.”

 

 

Bu yayını değerlendirin
Bu yayına toplam: 0 kişi puan verdi. Genel: (5 üzerinden) 0
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
HEP UÇKUR - 15 Ağustos 2017
HAYVAN SEVGİSİ VE ÇİP - 11 Temmuz 2017
TAPINAK İMAMLARI - 22 Mayıs 2016
KALÇA MI? IQ MU? - 7 Mart 2016
ÖZGÜR MÜSÜNÜZ? - 29 Şubat 2016
ASALIM GİTSİN - 21 Şubat 2016