FRM TV

KARGA KAHRAMAN OLUNCA

Sedat Çağırgan

Sedat Çağırgan

FRM TV'de Blog Yazarı

Kulağa hoş geliyor. Kahraman olmak. Peki kime kahraman denir? Etrafımızdaki kahramanlar kimler?

Bizim cesaret edemediğimiz durumlarda ortaya çıkıp düşmanımızla mücadele edenler mi?

Etrafınızda kaç kişi var böyle?

Günümüzde TV ekranlarında bir çok gazeteci, öğretim görevlisi, politikacı kahraman diye tanıtılıyor. Halkımız da bunların arkasında saf tutuyor. Peki size kahraman diye tanıtılan o kişiler ya düşmanınızın sizi kontrol altında tutmak için kullandığı maşaysa?

Örnek mi?

1970’lerde Abdullah Öcalan’ın imzasıyla yayımlanan bildirileri taşıyanlar ve bulunduranlar tutuklanırken Öcalan’a dokunulmaması. Yıllar sonra Öcalan’ın taraf değiştirmesi ayrı bir konu.

Yine 1970’lerde, kurşun girmemiş tuğlası kalmayan bir evdeki rehineler dahil herkesin delik deşik olduğu bir çatışmadan bir çizik bile almadan kurtulup bugün milletvekilliği yapmak.

1980’lerde halkın bir kısmı tarafından kahraman kabul edilen insanlar devlet tarafından idam edilirken idam edilen insanlara karşı eylem yapanların bugün millet vekili hatta bakan olması.

Daha sıralayayım mı?

Bizim üniversitelerimiz rektörlerinin pek umursamadığı için yatırım yapmadığı psikoloji bölümünün önemini ve getirisini batı devletleri yıllar önce fark etmiş ve bu konuda akıl almaz deneyler, araştırmalar ve yatırımlar yapmış. Soğuk savaş döneminde buna psikolojik harp ismi verildi. Son zamanlarda da özellikle pazarlama ve politika alanında halen uygulanan ve atom bombasından daha etkili bir silah.

Uygulama şu;

Karşıt görüşü bölüp yok edebilmek için Halkı bilinçlendiren gerçek kahramanları yok et. Onların yerine kontrol edebileceğin bir kahraman ver. Sana yapacağı hiçbir şeyde ona müdahale etme. Bir süre ona yenil. Böylece karşıt görüşün dikkatini çeker ve onların güvenini kazanır. Sonraki aşamada karşıt görüşün ideolojisini inançlarını ve düşüncelerini yavaş yavaş değiştir. Geçmişlerini unuttuklarında da verdiğin kahramanı geri al. Geçmişlerinden, ideolojilerinden ve inançlarından koptukları için boşlukta kalacaklardır.

Bugüne kadar bizi ayakta tutan iki şey vardı. Birincisi milletin dini inançları ve bağlılığı. İkincisi de Atatürkçü düşünceydi. “Ne alaka” demeyin. Birinci dünya savaşından sonra savaştan çıkmış ülkeler ekonomik kriz yaşarken sadece biz kalkınabildik ulusal ekonomi politikası sayesinde.

“Din elden gidiyor” safsatasıyla dini kesimin başına kahraman diye getirilenler ile din,

“Atatürkçülük elden gidiyor” safsatasıyla Atatürkçülerin başına kahraman diye getirilenlerle de Atatürkçülük yıpratıldı.

Fark ettiniz mi? 1970’lerde solcuları “terörist” sıfatıyla andılar. 1980’lerden sonra da Atatürkçüleri “solcu”. Şimdi bir kesimin gözünden şöyle görünüyor;

“Atatürkçüyse solcudur. Solcuysa terörist.”

Yine aynı şekilde dini kesimin büyük bir kısmı da “Yobaz” olarak sıfatlanıyor.

Yine “ne alaka” diyenleri duyar gibiyim.

 

1950’li yıllardan beri “Kahraman” dediğiniz insanları bir inceleyin. Sizi nereden alıp nereye getirmiş ve nereye götürecek? Ve günümüz kahramanlarını (POLİTİKACI, gazeteci, öğretim görevlisi…) bir inceleyin. Sonra gerçek ideolojinizi düşünüp sizin önünüze atılan bu kahramanların düşünceleriyle karşılaştırın.

Eğer kahramanınız karga değilse, çıkmaz sokaklardan bile geri dönebilirsiniz. Yavaş ve temkinli gidiyorsanız. Yok eğer karga kahramanınızın gazına gelip etrafınızı incelemeden son sürat gidiyorsanız, çıkmaz sokakta olmasanız bile mutlaka bir şeye toslayacağınızı garanti ederim.

Bu sizin hayatınız.

Kendinizde başka kahramana ihtiyacınız yok…

0
BU YAZIYI SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
EVRİM - 10 Eylül 2017
HEP UÇKUR - 15 Ağustos 2017
HAYVAN SEVGİSİ VE ÇİP - 11 Temmuz 2017
TAPINAK İMAMLARI - 22 Mayıs 2016
KALÇA MI? IQ MU? - 7 Mart 2016
ÖZGÜR MÜSÜNÜZ? - 29 Şubat 2016