FRM TV

İYİ Kİ VARSIN EREN

Murat AKDENİZ

Murat AKDENİZ

FRM TV'de Blog Yazarı

İnsan hayatında yazmayı asla istemeyeceği zor bir yazı okuyacaksınız bugün. Derin bir acı çöküyor içime. Hiç tanımadığım, hiç görmediğim, bugüne kadar adını dahi duymadığım, 15 yaşında gencecik pırıl pırıl bir Karadeniz çocuğundan, Eren’den bahsedeceğim. Ancak ne yazacağım, nasıl yazacağım inanın bilmiyorum. Zira, haberi okuduğum andan bu yana yüreğim daralıyor. Evet son yıllarda ne yazık ki pek çok kahramanımızı, bu ülke için, bu topraklar için Şehit verdik.

Hatta aynı saldırıda Eren’le birlikte bir diğer Şehidimiz Astsubay Ferhat GEDİK oldu. 41 Yaşındaki Astsubay Ferhat GEDİK, biri kız diğeri erkek, iki çocuk babası. Geçici görevle Trabzon’da görevliyken ardında yaralı yürekler ve sönmez bir ateş bırakarak ayrıldı aramızdan. Bir gün sonra doğum gününü kutlamaya hazırlanan ailesi, göz yaşlarıyla uğurladı Şehit Astsubayı. Ancak tabutunun başında “Şehitlik O’na çok yakıştı” diyen eşi vakur bir duruş ortaya koyuyordu. Doğum günün kutlu olsun Şehidim. İyi ki varsın.

Ne yazık ki, bu konuda toplumsal bir refleks geliştirmek bir yana, alıştırıldık sanki. Kanıksadık. Şehit haberi geldiğinde, ilk iş sayıları sorgular olduk. Sanki bir Şehidimiz olduğunda önemsizmiş gibi davranmaya başladık. Gazetelerin kimi haber bile yapmazken, bazıları da küçücük birer haber kupürü olarak geçiştirdi çoğu zaman.

Oysa, toprağa düşen her şehit, birçok eve düşen ateşti aynı zamanda. Her Şehit pek çok bağrı yanık, hayata küsmüş insanlar bıraktı geride. Bir anne babanın çocuğu, küçücük çocukların babası, bazen de annesiydi Şehit. Kiminin eşi, Kiminin nişanlısı, yavuklusuydu bazen. Bu ülke için Şehit olup da küçücük bir gazete haberinin layık görüldüğü o kahramanlar, birçok kişinin ömür boyu sönmeyecek ateşiydi.

Öylesine alıştırıldık ki, kendimize bile tiyatro oynamaya başladık. Televizyonda saçma sapan “şeylere” sözde haber adı altında uzun süreler ayıranlar, Şehit haberlerini kimi zaman saniyelerle sınırlı tutmakta bir sakınca görmediler. Ama toplumda bir kesim de “ay benim içim dayanmıyor” “ben izleyemiyorum böyle şeyleri. Çok sinir oluyorum” palavralarıyla, kendi anlık keyiflerinin kaçmasını bile göze alamaz hale geldiler. Ulan o asker, o polis, belki gencecik yeni atanmış bir öğretmen ya da idealist bir kaymakam, senin için düştü toprağa. Senin keyfin bozulmasın diye. Sen yatağına yattığında rahat uyu diye. Ve bugün. Bugün daha bıyıkları dahi terlememiş gencecik bir çocuk düştü yine toprağa. Senin ömürleri uzun, bahtları güzel olası çocukların hep gülsün diye, bir gül soldu bugün.

15 Yaşındaki Trabzon’ lu Eren BÜLBÜL teröristlerin erzak çaldığı evi güvenlik güçlerine gösterirken açılan ateş sonucu Şehit oldu. Tıpkı Çanakkale’de canı pahasına, tüm dünyaya “Çanakkale geçilmez” dedirten 15’liler gibi. Korkmadı, saklanmadı. “Bana ne” demedi. Başka insanlar ölmesin, başka Şehitler verilmesin diye, güvenlik güçleriyle gitti yer göstermeye. O sırada teröristlerin açtığı ateş sonucu Şehit olan iki kahramandan biriydi Eren BÜLBÜL. Hayatının baharında, senin için, benim için, bu ülke için yürüdü sonsuzluğa. Büyük ve derin bir acı bıraktı ardında.

Peki anne ve babası? Düşün! Doğduğu an, incitmekten korktuğundan, titreyerek kucağına aldığın, geceleri nefesini kontrol ettiğin, O’nunla gülüp O’nunla ağladığın, hastalandığında O iyileşene kadar yüreğin ağzında gözünün içine, “ne olur iyi ol” diye adeta yalvaran gözlerle baktığın, ilk adımlarını attığında, ilk “anne” ya da “baba” dediğinde sevinçten havalara uçup belki mutluluktan ağladığın, her şeyin en iyisini hep onun için hayal ettiğin canın yavrun, ne senin, ne kendisinin hiçbir hayalini yaşayamadan, hain bir saldırıda Şehit olsun. Sözün tükendiği, söylenecek her sözün, kurulacak her cümlenin anlamını yitirdiği tarifsiz bir acı.

Eren BÜLBÜL 24 Haziran tarihinde Facebook’ta öyle bir yazı paylaşıyor ki, bugün sosyal paylaşım sitelerinde rekor kıran bu yazı, aynı zamanda okuyanların da bir daha yüreklerini dağlıyor. Şöyle diyor o yazısında Eren; “Biri de çıkıp demiyor ki Eren iyi ki varsın ☹” Ah be çocuk. Ah be Eren. Eren İyi ki varsın Kardeşim. Hep var olacaksın. Ne unutacak ve ne de alışacağız. Alışmayacağız!

Eren’in en büyük isteklerinden birinin hatırlanmak olduğunu anlıyoruz bu isyanından. Balık hafızasıyla pek çok şeyi, birkaç dakika içinde unuttuğumuz şu dönemde, Eren’i unutmayalım. İster Türk olalım, ister Kürt. İster Alevi, ister Sunni. İster Laz, ister Çerkez, hepimizin borcu var sana. Öyle cilalı sözlerle ödenecek bir borç değil bu. Vatan borcu, vefa borcu, CAN BORCU!

Elbette O’na olan bu borcu ödemeyecek ama, gelin yeni yapılacak bir okula Eren BÜLBÜL ismini verelim. Hatta Eren’in hatırlanmak istediği gibi, birçok vatandaşımızın sahipleneceği “Eren iyi ki varsın” kampanyası düzenlensin ve ilgili kurumların öncülüğünde düzenlenecek bu kampanyaya herkes imkanı ölçüsünde yeni yapılacak bir okul için bağış yapsın. Adına yakışır bir okul olsun. Harcında Anadolu’nun her şehrinden, her kesiminden yurttaşımızın payının olacağı ve adının Şehit Genç Eren BÜLBÜL olacağı bir okul. Hem yüreklerimizde ve hem de o okulda okuyacak genç nesillerin zihninde yaşasın.

Son olarak, hain terörün yaktığı canları, söndürdüğü ocakları unutmayacağız. Alışmayacağız! Her bir metre karesinde Şühedanın kanı olan bu topraklarda var olduğumuz sürece, varlığını varlığımıza adayan Şehitlerimizi unutmayacağız.

#ERENİyikiVarsın

Bu yayını değerlendirin
Bu yayına toplam: 33 kişi puan verdi. Puan ortalaması: 4.8
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
İYİ Kİ VARSIN EREN - 13 Ağustos 2017
MERHABA - 10 Ağustos 2017
  • Serdar Demir

    Yureginize saglik 🙁