FRM TV

HAYVAN SEVGİSİ VE ÇİP

Uzun zamandır hayvan sever birçok insanla defalarca tartıştım. Sırf bu yüzden beni hayvan sevmeyen bir insan olarak düşündüler. Ama hiç kimse beslediğim yetiştirdiğim hayvanları sormaya gerek duymadı bile.

Sedat Çağırgan

Sedat Çağırgan

FRM TV'de Blog Yazarı

Bir papağana 1 yıldan daha kısa sürede birçok kelime öğretebilmiş ve onu eğitebilmiş biriyim. Hatta en zor eğitilebilen hayvan olarak bilenen kedileri bile bir noktaya kadar eğitebilmiştim.

Neyse konumuza dönelim.

Hayvanların sokaklara atılmasını engellemek için maliyeti düşük bir öneri sunmuştum Tarım Bakanlığına. Öneri şuydu;

Hayvan beslemek isteyen hayvanıyla beraber veterinere gidip DNA kaydı yapılmış bir kimlik çıkarmasının zorunlu hale getirilmesi.

Denetlemelerde bu kimliği gösteremeyenlere ceza kesilecek veya sokakta bulunan hayvanların DNA’ları incelendiğinde hayvanın DNA’sından hayvanın ailesine doğal olarak da sahibine ulaşılabileceğinden hayvanın barınak masraflarının fatura edileceği muhatabın bulunmasını kolaylaştıracaktı.

Ama ilgili müdürlükten bana gelen cevabın özeti ; “Biz zamanında toptan baya bi çip aldık. Bu çipleri takcaz hayvancıklara…”

Ne çipmiş arkadaş her yere her şeye taktılar bitiremediler.

Son yıllarda hayvan severler diye bir kalabalık türedi. Sanki biz yıllardır köpek kesiyoruz, kedi yiyoruz.

Neymiş “petshoplarda hayvan satılmasın”mış. Sokaklardan, barınaklardan alınsınmış.

Dikkat edin bu baskıyı yapan hayvanları koruma derneklerinin kendilerine ait sahiplendirme sistemleri var. Hemen kötü algılamayın. Satış değil SAHİPLENDİRME.

Sistem nasıl çalışıyor peki?

Detaylı mı istersiniz özet mi geçeyim?

Önce özetleyelim. Merak eden detaya bakar.

Bu dernekler sokaklarda buldukları hayvanları internet v.b. sistemlerle kamuya duyuruyorlar. Sahiplenmek isteyen kişi dernekte kalan hayvanlar için belirli miktarda mama bağışlayarak hayvanı sahipleniyor.

Bu özetiydi.

Şimdi detaylara girelim.

Belediyeler şikayetler nedeniyle sokak hayvanlarını barınaklara götürüyordu. Eğer ikinci bir şikayet olmazsa hayvanlar bu barınaklarda kalıyorlar. Eğer şikayet gelirse ki bu şikayetleri hayvan sever derneklerimiz yapıyor, hayvanlar aşıları ve kısırlaştırma işlemi yapılarak alındığı sokağa bırakılıyor. Eğer hayvan cins bir hayvansa yada duygu sömürüsünde kullanılabilecek bir sakatlığı varsa bu iyilik abidesi dernekler tarafından alınıp sahiplendirilmek isteniyor. Karma ırklar yine sokaklarda başımıza bela oluyor.

İşin maddi boyutuna gelince.

Bu dernekler köpek maması karşılığında sahiplendirme yapıyorlar. Peki köpek mamalarını kim üretiyor? Ve nasıl üretiyor?

Eğer petshoplarda hayvan satışı engellenebilirse bu dernekler mama karşılığı hayvan satışı işine başlayacak. Para ile satış ticarete gireceği için mama maske olarak kullanılıyor. 20 Kilosu 15 TL olan köpek maması da var 400 TL olan da. Hem de kuzu etli. Bu kadar hayvan sever var niye hiç biri merak etmiyor. “Arkadaş,  insan evladının yiyebileceği en dandik kuzu etinin kilosu 50 TL. bu mama nasıl bu fiyata olur? İçinde ne var? Diye.

Peki sizin sokaklara bıraktığınız mamalar kaç para? Ortalama 20 TL.

Bir de bu moda çıktı.

Eskiden hayvanlar çöp bidonlarından beslenirlerdi. Modernlik adına, hijyen bahanesiyle bidonlar yeraltına gömüldü. E hayvancıklar aç kaldı haliyle. Bizim hayvan sever halkımız hijyen için yeraltına alınan bidonların yanına ne olduğu belli olmayan köpek maması adı altındaki şeyleri dökmeye başladılar. Hayvancıklar karıncıklarını doyurabilsin diye. Ya arkadaş o zaman o bidonları niye gömdürdün yeraltına? Çöp bidonlarındaki gıdalar o köpek mamalarından daha sağlıklıydı hayvanlar için!

Memleketimizde hayvan sever çok. Hemen hemen her sokakta en az 1 sokak köpeği var. O sokak köpeğini besleyen en az 4 aile var. Ama sahiplenen yok.

Sokaklar hayvanların doğal ortamı değildir. O hayvanı besliyorsanız, seviyorsanız bir tasma takar bahçenize alırsınız. Sokakta bırakmazsınız.

Sizin evinizin arabanızın güvenliği için hiç kimse gerilmek zorunda değil.

Siz gece yarısı sıcacık yuvanızda zıbarırken o sokaktaki hayvan sadece hırsızlara saldırmıyor. Gece yarıları o sokaklarda sadece hırsızlar dolaşmıyor

İşten geç kalmış insanlar, uzun yoldan gelip taksi parası olmadığı için yayan yürümek zorunda kalan yolcular, arabası olmadığı için nöbetçi eczane aramaya yayan çıkan anne babalar var o saatlerde sokaklarda.

“Siz korkmazsanız hayvan saldırmaz. Korkunuzun kokusunu alıyor ondan havlıyor” saçmalığını da dillendirip durmayın artık. Ne korku kokusu kardeşim. 45 kiloluk 2 metre boyundaki hayvanı görünce altımızdan çıkan koku o!

Benim DNA Kimliği projemi desteklemeyen, barınaklara karşı çıkan, hayvan sever derneklerden sahiplendirmeyi benimseyen, “köpeklerin doğal ortamı” denilerek hayvanların sokaklara terk edilmesinin önünü açan arkadaşlar!

Müslüman iseniz Allah rızası için,

Ateist iseniz karanlık enerji adına!

Gecenin bir vakti (yatsı ezanından hemen sonrası değil. Saat 1 ile 4 arası) arabanızı yok sayıp, yarım saatlik bir tura çıkın.

Bakalım fikriniz değişecek mi?

Hayvan sevgisi sadece mama su vermekle olmuyor. Oların yaşamlarını da düşünmek zorundasınız.

Beni hayvan sevmeyen biri olarak görenlere. Hayvanları sevdiğim için hayran olduğum Saint Bernard cinsi köpek sahibi olmuyorum. Hayvan bu coğrafyada acı çekmesin diye.

Ama siz, Hasky cinsi soğuk iklim hayvanlarını sırf hava olsun diye Akdeniz iklimine mahkum edenleri hayvan sever olarak gördüğünüz sürece biz gerçek hayvan severleri ve hayvanları asla anlamayacaksınız…

2
BU YAZIYI SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
EVRİM - 10 Eylül 2017
HEP UÇKUR - 15 Ağustos 2017
HAYVAN SEVGİSİ VE ÇİP - 11 Temmuz 2017
TAPINAK İMAMLARI - 22 Mayıs 2016
KALÇA MI? IQ MU? - 7 Mart 2016
ÖZGÜR MÜSÜNÜZ? - 29 Şubat 2016