FRM TV

GÜZ

Ayhan Oytun

Ayhan Oytun

FRM TV' de yazar

Yaz ayının olanca enerjisini sindirip arındırmak, yüzünü dışsal faktörlerden içselleştirerek seni sana bırakmak kolay mıdır ? Bütün yaz olanca koşuşturmaların, haylazlıkların, kirlenmişliklerin, yorgunlukların, haddinden hazla tüketilen enerjilerin, fazla uzatılan tatil modlarının, yaz aşklarının, cebi yakan durumların, yanıp kavrulup bunaldığımız sıcakların ve daha sayılabilecek onlarca enikonu mevzunun bir anda bir kenara itilmesi ve yeter artık denmesi kolay mıdır ? 3 ay boyunca edindiğiniz alışkanlıklarınızı bir anda kaldırıp atmak ya da… İşte tüm bunlara tek bir şey sebep olabilir o da SONBAHAR…

Bir nevi el freni, bir mola veya dinlence evi, çölde rastlanılan bir vaha, ya da kan ter içinde kalıp duş alınca rahatlama gibidir… Güz ayları güzeldir. Bütün bir kış boyunca yaz gelse de tatil planları yapsak, denize girsek, küçük yaz aşkları ile renklensek, sezon boyunca parmak arası terlikleri giyip kapri ve tişört ile dolaşsak, discodan bardan çıkmasak diyenlerin feragat etmek zorunda kaldığı zamanlar bu zamanlardır. Onlar şimdiden gelecek yazın hayallerini kuradursunlar ve yeni sezon için para biriktirmeye başlasınlar… Çünkü bunun için önlerinde epeyce bir süre olacak…

Artık kabul edilmelidir ki dönem zaman itibariyle sonbaharcıların dönemidir. Bir öğretmen, akademisyen, adli bir kurumda çalışan bir memur ya da yaz aylarında bir süre izin kullanacak pozisyonda olacakların tatil için bu mevsimi beklemesi ve bundan ötürü sevmesini tabiki anlayabiliriz.

Bütün bir yıl çalışıp stresini ve kötü enerjisini pozitif düşünce ve huzurun ona sunacağı serotonin ile kendini ödüllendirme isteğini de anlamamız gerekiyor doğal olarak. Hangimiz öyle değiliz ki zaten ? Fark insanların tercihleriyle alakalı, yoksa amaç hep aynı…

Dinlenmek, huzur, mutluluk, rahatlama, eğlence… İşte bu nedenlerden dolayı izinli olduğunuz ayların mevsimlerini sevmek bundan ileri geliyor da olabilir. Yani mevsimleri sevmek, içinde bulunulan durum ve konumla da bir nevi ilişkilendirilebilir. Tüm bunları bir kenara koyup ben sıcağı seviyorum, soğuktan nefret ediyorum sadece denize girmek için bile bu mevsimi tercih ediyorum diyenler gibi, sonbaharı sadece dinginliği ve sakinliği için tercih edenler de olabiliyor. Olanca kalabalığı ve gürültüyü sevmeyip, sakin bir yaşantıyı arzuluyorsanız, enerjinizi daha çok doğanın gücünden alırım diyorsanız ve yazın o kasıp kavuran sıcağından bunalıp daha serinlerde kendinizi buluyor ve kuruyan yaprakların rüzgarla gelen hışırtısının görseline kendinizi kaptırarak yalnızlığınızda biraz üşümeyi hayal ediyorsanız işte ‘Sonbahar’ bu isteklerinizin bir çoğuna kesinlikle cevap veriyor olacaktır.

Mevsimlerin de insanlar gibi ruh halleri vardır… İnişli çıkışlı durumları, acıları, sevgileri, mutlulukları ve hüzünleri içinde barındırır…

Yaz ayları mutluluk ile ilişkilendirilir yüksek serotonin nedeniyle içerisinde pembe rengi barındırır bu da ayakların yere çok da sağlam basamamasına yol açar… Yani ruhun enerjik ve dinamik yapısını temsil eden tarafını yansıtacağından mutlak bir gerçeklik yakalayamaz.

Hazan mevsimi ise daha bir öze dönüştür, insanı yaz ayının o içi boş eğlence kültüründen söküp alarak ‘ayakları yere daha sağlam basar’ pozisyon aldırdığı için karşımıza gerçeklik öğesi ile çıkar. Biraz daha yalnızlık biraz daha içe dönük olmayı getirir, içsel sesine daha çok kulak vermektir, benliğinin sorgusunu yapar ve bu da seni hep daha gerçek kılar. Bir de hesap kitap mevsimidir güz. Eee koca yaz eğlendin, tepindin, para harcadın durdun bi dur dinlen kendine gel de hesabını kitabını bil artık ayağını yorganına göre uzat mesajını da verir.

Kış ayları ise biraz umutsuzluktur, bedenimizde ve ruhumuzda zaman zaman fırtınalar estirir, gerçekleri gün gibi karşınıza dikiverir… Ama tabii bu karamsarlığın aslan payı mevsimsel etkendendir. İşte bu mevsimsel etki nedeniyle de insanlar en çok kış aylarında depresyona girer. Ama her çıkışın bir inişi, her inişin de bir çıkışı olacağı gibi bahar gelipte çiçekler açmaya başlayınca umutlar da yeşeriverir… Çünkü bahar umuttur, umut da hayal tomurcuklarının yeşermesidir, tomucuklanan hayaller, enerji verir ve bu da neticesinde yeniden harekete geçmemizi sağlar. Yani mevsimler de insanlar gibidir ve duyguları vardır… Belki de duygularımız içinde bulunduğumuz mevsimin ruh haline büründüğü için daha köşeli ve belirgin yaşanıyordur… Hüzünlerimiz daha hüzünlü mutluluklarımız daha mutlu ve abartılı… Şimdiyse vakit Sonbahar olmalı…

O halde; Biraz kendini dinle, yalnızlığı hisset, ılık bir rüzgar ile irkil, yaprakların düşmesini seyret, fonda romantik bir şarkı dinle, biraz hüzünlen ve özüne dön….

0
BU YAZIYI SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
İŞLER GÜÇLER… - 21 Kasım 2017
GÜZ - 5 Ekim 2017
FARKINDA MISINIZ ? - 29 Ağustos 2017
BİLİM’KURGUSAL’ - 23 Ağustos 2017
Edep-i Adap Kadını ! - 4 Ağustos 2017
“SİZ” - 27 Temmuz 2017
İLİŞKİ ABİLERİ ! - 10 Temmuz 2017