FRM TV

Bir ‘Metro’ Hikayesi…

Ayhan Oytun

Ayhan Oytun

FRM TV' de yazar

İstanbul metrolarında bundan böyle erkeklere mahsus olarak ‘yayılarak oturmayın’ uyarısını belirten görseller bulunacakmış. Bir nevi uyarı vazifesi görecek ve bunu hisseden erkek de daha derli toplu seyehat edecekmiş… Kadınların rahatsız olmaması için güzel bir adım kuşkusuz. Güzel ama yetersiz bir adım. Sen o ikonu oraya ne kadar koyarsan koy yapacak olan adam her türlü yapıyor zaten. Kadınlara vurmayın efendiler ! diye nazikçe bir uyarı afişi de yerleştirsen o afişi gözünün içine afişe de etsen nafile. Afiş, tabela, ikon, mikon bunlar bir yere kadar… En caydırıcı olanı da sanırım cezaları yaygınlaştırmak ve uygulamaya koymak olacaktır. Ayrıca bu işler sadece kadınların başına gelecek diye de bir kaide yok ! Toplu taşıma araçlarının birinde yaşadığım bir olayı müsaadenizle paylaşmak isterim…
Her sene en az 1 kere de olsa çok yakın bir arkadaşım için İstanbul’a ziyarete giderim. O ziyaretlerin birinde Eminönü’nde metro beklerken insanların birbirine vura vura nasıl da metroya bindiğini şaşkınlıklar içinde kalarak seyretmiş bu keşmekeşte hırpalanıp metroya giremeyerek dışarıda kalmış bu duruma da epeyce şaşırmıştım. Bir sonraki metro için gardımı alıp, ne yapmam gerektiğini iyi kötü görmüştüm. Bu sefer şaşkınlıkları bir kenara atıp vaziyete direk dalmaya karar verdim. Kalabalık içindeki ilk denemede epeyce hırpalanmış ve ezilen tarafı temsil etmiştim. Bu sefer ezen tarafın yanında olup daha hoyrat olmayı yeğleyeceğim !
Gittiğiniz yerlerde mecburiyet nedeniyle farklı davranış biçimlerinin oluştuğu toplu taşım araçlarında ne yapılması ve nasıl davranılması hususunda yanınızda size destek olacak bir arkadaşınız yoksa, iyi bir gözlem yaparak da bilgi sahibi olabilir ve bir sonraki adımda uygulama için nasıl harekete geçebileceğinizi gözlemleyerek de hayata geçirebilirsiniz. Yoksa eller aya gider, siz yaya kalırsınız. Büyük şehirler ki özellikle mega şehirlerde pratik düşünüp uyanık olmak, tatlı sert davranıp yabancıya taviz vermemek önemli. Ufak yerden gelip buralara uyum sağlamak onun içindir ki kolay olmuyor. Adam yaşadığı sakin yer dolasıyla ömrü hayatı boyunca metroya bineceğim diye milleti ezip biçmemiş ki ! Kaldığımız yerden devam edelim biz. Bu sefer ilk denemeye oranla daha tecrübeliydim… Metro yanaşır yanaşmaz hurra ittire kaktıra kalabalığı yararak sonuca ulaştık. Agresif olmayıp normal şekilde girmeye çalışsaydık yine hırpalanacak ve dışarıda kalacaktık. Bir İzmir’li olarak bu durumu pekala yadırgamıştım lakin metronun içinde seyahat ederken daha bir ileri seviye ile level atlamış başka vaziyetler ile de karşılaşacağımı beklemezdim. İçeride nefes alacak yer yokken bile burnunun dibinde yolculuk ettiğim- etmek zorunda olduğum bir bayan yolcu duruma fazlasıyla alışmış olacak ki oldukça rahat, ben ise ona nazaran fazlasıyla rahatsız idim. Bir de bize İzmir’li olarak rahat derler… Metro öyle kalabalık ki baş hizasının üzerinden paralel geçen tutunma direklerinden zor destek alıp, aşağıda ayağını bir gram bile oynatacak yer bulamaz durumda yolculuk ederken bir yandan da kolum yukarıda olduğu için ağrımış ama kolumu bel hizasına indirmem durumunda da bu sefer kadının bir tarafına ya değeceğinden veyyahut çarpması dolasıyla rahatsız olup ortalığı velveleye vereceğini de hesaba katarak süklüm büklüm olmanın verdiği huzursuzluk ile seçeneksiz ve hareketsiz kalmanın çaresizliğini de üzerime yükleyerek ömrümün en sıkkın, bunalmış anlarını yaşıyor buldum biranda kendimi. Hadi iyi kötü İzmir’de olsa durumu izah edebiliriz ama bu şehrin huyunu suyunu da bilemiyoruz. Şehirler büyüdükçe ve nüfus arttıkça insanlar daha bir güvensiz ve huzursuz hissederler kendilerini. Nerede çokluk orada b.kluk durumu yani.. Hani birde daha çok uyanık olur büyük şehrin kadınları bunu da es geçmiyorum tabii. Şimdi ben kafamda bu kadar tilkiyi dolaştırırken aslında hiçbirşey bilmediğimi de farketmiş oluyordum. Bizim toplumda genelde erkek tarafı sıkkın olmaz ama bu sefer ki tam tersi bir hâl… Sen, kafanda maçı oyna kadın rahatsız olmasın diye binbir dereden su getir o ise tek hareketle bel hizasında bulunan kot cebindeki telefonunu bir çırpıda çıkarsın burnumun dibinin dibine yaklaştırarak da facebook instagram gibi sosyal paylaşım hesaplarında umarsızca sörf yapsın ! Ben telefonun sıcaklığını burnumda hissedeyim, sosyal medyandaki albümlerini ve arkadaşlarını belleyeyim, sen bir kere bile oralı olmayıp kafanı kaldırma, tenezzülü bile çok gör, hatta oralı dahi hissetme ! Tamamen erkeğin üzerindeki o psikolojik algıyı sonuna kadar kullanmak derim buna ben. Mevzu bahis olmuşken hemcinslerime bir konuda uyarıda bulunarak yazımı tamamlamak isterim. Özellikle toplu taşım araçlarına binmeden önce bir 5 dakikanızı ayırarak mutlaka koltuk altı temizliklerinizi yapıp roll on kullanmaya özen gösterin. Hadi diyelim bu işlemi yapmadınız bari kolunuzu yukarıdaki demir tutacağa kaldırıp tutunarak seyahat etmeyi tercih sebebi yaparak ortamın kokusunu daha fazla da germeyin ! Tamam kimimiz kadınlara nazaran daha ağır işlerde çalışıyor olabiliriz ama bu yine de bir bahane olmamalı… İyi haftalar.

0
BU YAZIYI SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
FARKINDA MISINIZ ? - 29 Ağustos 2017
BİLİM’KURGUSAL’ - 23 Ağustos 2017
Edep-i Adap Kadını ! - 4 Ağustos 2017
“SİZ” - 27 Temmuz 2017
İLİŞKİ ABİLERİ ! - 10 Temmuz 2017